banner
banner

Ceyhun Yılmaz üniversiteyi yarıda bırakmanın acısını yaşıyor




Türkiye’nin en çok dinlenen radyo programcılarından biri Ceyhun Yılmaz. İnsanların evlerine, arabalarına, en çok da yollarına, yolculuklarına konuk oluyor her akşam. Dahası iyi bir şair, oyuncu, televizyon programcısı… Sosyal medyayı en iyi kullananlardan biri… Kendi deyimleriyle sandırıcı, iknatör, şiirbaz… Yaptığı işi sevdiğini, mutlu olduğunu dile getiriyor her ortamda. Belki de tek pişmanlığı, yarıda bıraktığı Bilgi Üniversitesi’ndeki eğitimi… Ceyhun Yılmaz verdiği bu kararın yaşattığı duyguyu, yaşamı boyunca içini kemirecek bir acı olarak tanımlıyor.

ceyhun yılmazÖyle insanlar vardır ki, yaptığı işler tam onlara göredir. Bunun için yaratılmış bu adam/kadın diye düşünürsünüz nerede görseniz. Ceyhun Yılmaz da böyle biri. Yaptığı her işin kendine yakışması şöyle dursun, işini öylesine çok seven ve benimseyen bir hali var ki… Gözlerinden, halinden, tavrından, mimiklerinden anlıyorsunuz; Ceyhun Yılmaz, insanlık için yaratılmış. Bazen kederlendirmek -ki keder de keyif verici bir şey olabilir zaman zaman-, bazen düşündürmek, bazen vicdan genini dürtmek (mutluluk geni olduğuna göre, vicdan geni neden olmasın?) ve çokça da bu dünyanın pusunu temizlemek, keyiflendirmek için yaratılmış. Ceyhun Yılmaz’ın, kendisine biçilen bu misyonu layığıyla yerine getirdiğini ve bundan alabildiğine hoşnut olduğunu söylersek, herhalde yanılmış olmayız. Aynı zamanda tam bir İstanbul aşığı Ceyhun Yılmaz! Bu şehrin kaldırımlarına, denizine, dokusuna hayran… Bir görenin bir daha unutmadığı şehir İstanbul’un kollarında büyüdüğünü de hesaba katarsak hele… Belki de bu yüzden, insanların İstanbul’a en çok kızdığı saat olan, iş çıkış saatlerinde yapıyor radyo programını. İnsanlar İstanbul’u hep sevsin diye…

Çocukluğunuzu nasıl geçirdiniz? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Anne ev hanımı, baba kamyon şoförü… Bildiğiniz “yurdum insanı” tadında, neşeli, tatlı bir ailede büyüdük ablamla birlikte. Bahçelievler’de doğduk, yetiştik. 16 sene oturduk orada, annem gibi severim oraları!

Bilgi Üniversitesi’nde okurken, eğitiminizi yarıda bırakarak pratiğe yöneldiniz… Bunun için pişman mısınız? Eğer devam etseydiniz, farklı bir hayatınız olur muydu?

Pişman değilim. Çünkü ben bu kararı alırken de içim acıyarak aldım. Mecburdum! Okulumu bitirememek, hayatım boyunca durmayacak aç bir hayvan gibi kemiriyor moralimi. Şimdi üniversitelerde misafir öğretim görevlisi olmam dahi, kapatmıyor o yarayı. Tüm kardeşlerimize ibret olmalı ifadelerim.

Mesleğe başlamanız tesadüflerin ve biraz da şansın bir araya gelmesiyle olmuş. Spor ve aktüel muhabirliği, yapım asistanlığı…

Ben şöyle düşünüyorum; tesadüfler ya hızlandırıyor ya da yavaşlatıyor hedefimizi. Ama sadece bu kadar… Gerçekten gitmek istediğiniz yere vazgeçmeden ilerlerken, sizi sadece geciktirebilirler ama engelleyemezler.

Etrafımda, bana benzeyen güzel insanlar var

Ardından da hiç vazgeçmediğiniz, ara vermediğiniz radyo programcılığı döneminiz geliyor. Program saatleri zaman zaman değişse de dinleyici kitleniz hiç değişmedi. İnsanlar günlük hayatında gülmeyi unuttular ama sizin programınızı dinlerken gülmeyi bırakmadılar. Bu ilgiyi neye borçlusunuz?

Saat değişikliği ile ilgili bir açıklama yapmalıyım önce, kariyerim boyunca  aksam 6-8 arası program yaptım. Sadece 3 yıl öğle vakti yapıp, sonra tekrar yerime dondum. Sorunuzun cevabına da teşekkür ederek başlamalıyım. Hem size hem de bu sorunuza sebep olup, ilgi gösteren herkese bin teşekkür! İşimi seviyorum ve sevdiğimi de emeğimle gösteriyorum. Bana benzeyen güzel insanlar var etrafımda. Ekibimiz de çok iyi. Gökalp, Serhat, Ezgi, Şamil, Muammer ve Fulya inanılmaz gençler.

Daha önceleri kariyerinizin bu rotada ilerleyeceğini düşünmüş müydünüz? Ceyhun Yılmaz, çocukken ileride ne olacağının hayalini kurardı?

Çocukken bir sahne tutkusu vardı, çünkü özel kanallar ben 16 yaşımdayken çıktı. Gördüklerimizle bu günlere dair planlar yapmaya başladık. Beni tanıyanlar pekâlâ bilirler bu günleri nasıl anlattığımı. 16-17 yaşımda, hatta lise yıllığımda bile yazıyor benzer şeyler.

Serde bir de şairlik var. Bu da en az radyo programları kadar, hatta bazen daha fazla takip edilen bir yönünüz. Şairlik hep var mıydı?

Şiir, hepimizi daha temiz yürekli, güzel fikirli insanlar yapar. 13 yaşımda, Orhan Veli Kanık ile başladım şiir yazmaya. Ve ürettiklerimin beğenilip yayılması, ömrümde aldığım en özel hediye.

İstanbul, benim şehrim

Tam anlamıyla bir İstanbul aşığısınız! İstanbul’u sizin için vazgeçilmez kılan nedir? Bu şehirde en çok neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?

En başta burada doğdum. Başka bir adam baban olsa falan gibi cevapsız bir seçenek! İstanbul dışında yaşama fikri bana çok uzak. Burası benim şehrim.

Çok sadık hayran kitleniz var. Hayranlarınızla ne kadar sıkı diyaloglar kurduğunuzu da sizi takip edenler yakından biliyor. Bu paylaşımlar size neler hissettiriyor.

Hayran kelimesini hep  soğuk bulmuşumdur. Bence biz ortak şeylerden hoşlanan, ortak acılara hüzünlenen ve vicdan çizgisi yakın olan insanlar topluluğuyuz. Onlar benimle ilgileniyor, ben de onlarla ilgileniyorum. 

Tüm bunların arasında bir de oyunculuk yapıyorsunuz? Birçok dizide ve sinema filminde rol aldınız. Tamamen benim diyebileceğiniz bir proje var mı gündemde?

Oyunculuğu hep misafir olarak yaptım. Para karşılığı yapılan, yani profesyonel bir alan benim için. Okulunu okumadım. Hobi olarak yapıyorum. Oyunculukla ilgili hiçbir mesai planım yok.

Sosyal medyada da çok aktifsiniz. Sosyal medya sizin için ne ifade ediyor?

Sosyal medya; bu güne kadar bize medya diye dayatılan rayların yerlerinden sökülmesi ve halkın medya devrimidir.

Birçok insanın gıptayla baktığı, çok güzel dostluklarınız var. Bunların kimi medyaya yansıyor, kimi de size özel dostluklar. Dost, sizin için ne ifade ediyor?

Çok önemli benim için dost kelimesi. Çünkü dost yoksa hayatin hiç bir anlamının için dolmuyor. Paylaşmadıktan sonra zaferlerin ve mağlubiyetin kıymeti yok. Başta Altan Gördüm ve Vahide Gördüm olmak üzere, çok kıymetli dostlarım var ve hepsi de benim zenginliğim.

Sizi neler besler? Neler okumaktan, neler izlemekten hoşlanırsınız?

Türkçe ve insanlık tarihine özel bir ilgim var. Mizahla ilgili de her şeyi okumaktan keyif alırım.

Ceyhun Yılmaz, mizah ile şiirin bir bütün olduğuna inanıyor. Orhan Veli ile tanıştıktan sonra yazmaya başladığı şiirleri, şimdi birçok insanın kendini ifade etme biçimi. 5 şiir kitabı; Ben Sana Yanarken Şimdi Sen Kim Bilir Nerede Üşüyorsun, Kasım’ın Bıçak Yarası, İkinci El Yalnızlık, Sensiz Harfler, Sevdiğim İkinci Kadınsın Sen.

Sosyal medya; bu güne kadar bize medya diye dayatılan rayların yerlerinden sökülmesi ve halkın medya devrimidir.

En sıkı takipçisi, babası

1976 İstanbul doğumlu olan Ceyhun Yılmaz, Bahçelievler Kazım Karabekir İlköğretim Okulu’nda okurken, mezuniyet gecesinde çıktı sahneye ilk kez. Bir daha da inmedi. Babası, kendi mesleğinden dolayı oğlunun da iyi bir kamyoncu olacağını düşünüyordu ama o yapmayı istediği işi bulmuştu bile. Öğretmenlerinin, bu çocuğu konservatuara verin, telkinlerine annesi şu yanıtı vermişti zamanında; “babası bizi keser!” Şimdilerde en sıkı takipçisi, babası… Ceyhun Yılmaz, 1995 yılında kendini televizyon dünyasına teslim etti. Spor muhabirliği, program yapımcılığı görevlerinde bulundu. 1999 yılının başlarında, Best FM’de radyo programcılığına başladı. O kadar sevdi ki işini, 2006 yılında çok sevdiği annesinin vefatıyla tüm işlerine 1 yıl ara vermesi ve askerlik görevinin dışında hiç bırakmadı radyoyu.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.