banner
banner

Başbakan'ın çocukluk hatıraları




Başbakan Erdoğan, Cevahir Otel'de düzenlenen 1. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi'nde yaptığı konuşmada,  ''Bakınız, bizler ve bizim yaşıtlarımız, sınırlı imkanlara sahip bir ülkenin çocukları olarak dünyaya geldik. Ekonomik krizlerin yaşandığı, çok ağır savaşların yaşandığı, sadece Türkiye'de değil, dünyada büyük sorunların olduğu bir dönemde hayata gözlerimizi açtık'' diyen Erdoğan, çocukluğundaki anılarını anlattı.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz çocukken, oyuncaklarımız nelerdi. Bir kere öyle bugünkü gibi futbol topuna ulaşmak mümkün değildi. O zaman futbol topu kağıt yumaklarından, bez parçalarından oluşuyordu. Onları birbirine dolayarak, onları birbirine bağlayarak biz futbol topumuza kavuşuyorduk. Bez parçalarını, kağıt, gazete parçalarını yumak haline getiriyor ve genellikle bununla futbol oynuyorduk. Öyle forma, şort, tozluk, spor ayakkabı, halı saha, çim saha böyle bir şey söz konusu bile değil. Uzun zaman biz bunlara sahip olamadık. Ben 15-16 yıl futbol oynadım. Böyle bir şey nerede, hak getire... Toprak sahalarda oynadık. Güya da resmiydik, amatör futbol oynuyorduk. Ancak buna rağmen bunu görmedik. Şimdi suni veya doğal çim sahada futbol oynuyorlar. Bizler oynadığımızda örneğin şu andaki Çırağan Sarayı'nın olduğu yerde Şeref Stadı vardı. Orada bir düştüğünüzde bakıyorsunuz ki bacağınızın bütün derileri soyulmuş ve günlerce geceleri yatağın içerisinde kıvranır dururdunuz. Böyle bir hayatı yaşayarak geldik. Uzunca bir telin ucuna, tahtadan ya da telden, bir veya iki teker takardık, tozlu sokaklarda araba diye onunla oynuyorduk. Eğer 3 tane eski rulman bulabilirsek ki Perşembe Pazarı bunun şahididir, bir tahtanın altına bunları yerleştirirdik, 'tornet' dediğimiz araçlarla yokuşlardan aşağıya bununla beraber kayar giderdik. Bunun riski de var. Kışın, şimdiki gibi plastikten, tahtadan kızaklar bulamazdık. Ya naylonun üzerinde ya da altı eskimiş delik deşik ayakkabılarımızla karda kışta kayardık, çocukluğumuzu yaşardık. Uçurtma yapmak, onu mavi göklerde keyifle uçurmak en büyük eğlencemizdi.''

O dönemde uçurtmaların evde undan yapılan yapıştırıcılarla gazete kağıtlarından yapıldığını da anlatan Erdoğan, ''En önemli zevkimiz, misket, gazoz kapağı, topaç... Şimdi de var ama bu topaçlar modern asrın topaçları. Bizimkiler gibi değil. Bizimkiler tahtadan topaçlar...'' diye konuştu.

Erdoğan, sokaklarda körebe oynadıklarını da hatırlatarak, çelik-çomak, üç taş, beş taş, dokuz taş gibi oyunları da bugünün çocukları için anlam ifade etmediğini söyledi.

Bu oyunların birçoğunu, bugünün çocuklarının bilmediğini belirten Erdoğan, ''Ben, televizyonla birlikte sokakların nasıl boşaldığını, sokaktaki çocuk cıvıltısının nasıl azaldığını, hatta tamamen kesildiğini hatırlıyorum. Şu anda, hemen her evde televizyon var, birkaç tane var. Salonda var, yatak odasında var. Özel çalışma odası varsa, bir de orada var'' şeklinde konuştu.

Erdoğan, hemen her evde, babanın, annenin, belli bir yaşın üzerindeki çocukların birer de cep telefonu olduğunu dile getirerek, ''Bilgisayar hızla yayılıyor, bilgisayar oyunları hızla yayılıyor, internet tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de süratle yayılıyor'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, bugünün çocuklarının meşgul olması, oynaması için sayısız seçenek olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

''Ancak ben şunu çok rahatlıkla, hatta kesin bir ifadeyle söylüyorum. Bütün yokluğa, yoksulluğa, imkansızlığa rağmen, bizim çocukluğumuz, bugünün çocuklarına göre inanın dolu dolu geçti, daha neşeli geçti, daha unutulmaz anılarla geçti. Çünkü bizim oyun alanımız sokaktı. Bizim oyun alanımız, uçsuz bucaksız mavi gökyüzünün altıydı. Bir futbol maçının ardından, mahalle bakkalından alıp içtiğimiz o ucuz gazozun tadını, inanın bugün hiçbir içecekte ben bulamıyorum. Bulanlarınız var mı bilemiyorum. Hiçbir zaman biz tek başımıza kalmadık ve tek başımıza da oynamadık. Bir anda onlarca çocuk bir araya gelirdik. Akşamın nasıl olduğunu anlamazdık. Annelerimiz kapıya çıkar oradan çağırır. Biz ondan sonra 'geldim, geliyorum, geleceğim' bu tür oyalamalarla sonunda gitmek durumunda kalırdık.''

Sokakta dayanışmanın, paylaşmanın öğrenildiğini ifade eden Erdoğan, sokakta çamur içinde kaldığında çocukları, mahalledeki komşuların temizlediklerini anlattı.

Erdoğan, ''Kardeşliği, dostluğu, rekabeti de muhabbeti de sokakta öğreniyor, orada adeta geleceğin bir provasını yapıyor ve geleceğe, hayata böyle hazırlanıyorduk'' diye konuştu.

Bezden yapılmış bir topun, bugünün bilgisayar oyunlarıyla kıyaslanamayacak ölçüde keyif verici ve öğretici olduğunu da söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Çamurlu, dar bir alanda oynanan futbol bir başka özelliğiyle play station ile kıyaslanamayacak kadar zevkliydi. Bizim, 5 kuruşa aldığımız sakız, bugünün o pahalı çikolatalarından, ekmek arası köfte hamburgerden çok ama çok lezzetliydi. Onun için hep şu söylenirdi, 'köfte ekmek hazır yemek'. Maçlara gittiğimizde hep bunu görüyorduk. Tadı bambaşkaydı. Hani diyorlar 'aman şunu alma hasta olur gidersin'. Biz hasta olmadık, bugüne bu şekilde geldik. Belki de bakterileri biz ürküttük. Mikropları ürküttük. Doğallık... Bambaşkaydı.''

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.