banner
banner
banner

Eğitim işletmeciliğinde zihniyeti değiştirmek




Eğitim isletmeciliğinde zihniyeti değistirmek

Bilgi, tüm toplumlar için vazgeçilmez bir kaynaktır. Bilgi çağında yaşadığımız bugünlerde, eğitim kurumlarının giderek bilgiyle boğulduğunu da görebiliyoruz. Müşteriler (veliler) ve tüketicilerin (öğrenciler), daha fazla bilgi yerine eğitim kurumlarına inanmak istemeleri de artık görünen bir gerçek haline geldi. Buna bağlı olarak, veliler ve öğrencilerin gün geçtikçe beklenti ve ihtiyaçları da değişiyor.

Eğitim dünyasında son yıllarda çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu hızlı dönüşümün ne olduğunu anlayamadan, kavramadan ayakta kalabilen kurumlardan biri olabilmeniz mümkün olamayacaktır. Üstelik bu değişim ve dönüşümlerle birlikte, sürekli yeni ve güçlü rakipler de ortaya çıkıyor. Unutulmaması gereken şudur ki; dağları yerinden oynatan gerçekler değil inançtır. “Eğitim Sektöründe Marketing”, Türkiye'de eğitim kurumlarının yeni tanıştığı bir alan. Dolayısıyla bu olguya akıl almaz bir direnç ve tepki var. Ancak tepki ve direnç gösteren yöneticiler, kurumlarının her geçen gün geriye gittiğinin farkına varabilmiş değiller. Bu yöneticiler, mevcut düşünce kalıplarından vazgeçmedikleri sürece, eğitim kurumlarının ilerlemesi tıpkı mehter marşı gibi bir ileri bir geri olacak. Bu süreçte devlet, okullarının kalitesini gün geçtikçe arttırıyor ve okullarına önemli yatırımlar yapıyor. Ve devletin nitelikli hizmetleri ücretsiz verdiği düşünülecek olursa rekabetin daha da tırmanması kaçınılmaz.

Ayakta kalmak için özel öğretim sektörü ne yapıyor?

Peki, bir adım önde olmak ve ayakta kalmak için özel öğretim sektörü ne yapıyor? Aslında bu sorunun cevabı çok basit, ancak uygulaması ve hayata geçirilmesi bir o kadar zor. Bu noktada, özellikle özel öğretim sektörünün ayakta kalabilmesi, kendini bir adım öne çıkarabilmesi için “mevcut düşünce kalıplarının değişmesi” gerekmekte. Yapılan araştırmalara göre, eğitimcilerin dünyada değiştirilmesi en zor insanlar olduğu ortaya çıkmış. Özel öğretim sektöründeki değişim uygulamalarının ne denli zor olduğu buradan anlayabiliriz. Bundan dolayı en önemli görev, eğitim kurumlarının “karar vericilerine” düşüyor. Yani kurumların CEO’ları, genel müdürleri ve yönetim kurulu üyelerinin, resme daha iyi ve geniş bakmaları gerekmektedir.  Burada görülmesi ve çözüm aranması gereken en önemli noktalar;

•             Özel öğretim sektörünün dün nerede yer aldığı,

•             Tercih edilme sebebinin ne olduğu,

•             Bugün nasıl bir konumda olduğu,

•             Önümüzdeki 5 yılda nereye gideceği,

•             Neden tercih ve çekim merkezi olacağıdır. 

Peki, eğitim kurumları bunlara ne kadar hazır? Bu konuyu ne kadar düşünüyoruz ve bugün ortaya konulan çalışmalar yarın veliler için tercih sebebi olacak mı? Eğitim kurumları buna ne kadar hazır? Hangi Değerler Değişiyor?

•             Öğretmenin rolü değişiyor.

•             Veli ve öğrencilerinin beklentileri değişiyor.

•             Devlet okullarının kalitesi artıyor.

•             Dünya vatandaşlığı olgusu gelişiyor.

•             Teknoloji, artık eğitimin bir parçası oluyor.

Eğitim kurumları artık geleceği planlarken, geçmiş deneyimlerinden faydalanma ya da geçmiş deneyimlerini karşılaştırma imkânı bulamayacak. Çünkü geçmişte yapılanlar artık günümüze uymayacak. İşte bu yüzden rutinin dışında, bilinenlerin akışını durduracak yeni fikirlere, yaklaşımlara, düşünme anlayışlarına ve yaratılıcılıklara ihtiyaç var. Artık zihinsel dönüşümün ne olduğunu ve ne kadar önemli olduğunu görmemiz gerekiyor. Eğitim kurumlarında var olan “zihniyeti değiştirmemiz” gerekiyor! Endüstriyel anlamda yürütülen marketing uygulama prensipleri, eğitim kurumlarına entegre edilemez. Endüstri kurumlarında yürütülen işler, eğitim kurumlarına göre daha basittir; siz yaratıcı çalışmaları üretirsiniz, ürün somuttur, alıcıların beklentileri dünyanın her yerinde aynıdır. Ancak eğitim kurumlarında işler farklı gelişmektedir. Yaratıcı çalışmalar üretmeniz yeterli değildir. Her şeyden önce ürününüz ile ilgili iç müşteriyi (veli) ve tüketiciyi (öğrenci) ikna etmelisiniz. Çünkü eğitim kurumlarının merkezinde, inanç olgusu hakimdir. Bu yüzden siz istediğiniz kadar ürün planlayın, yaratıcı çalışmalar yapın, ürününüz (hizmetiniz) somut olmadığı için sağlıklı bir şekilde yol alamazsınız. Öncelikle yaptığınız çalışmalara siz ve çalışanlarınız inanırsa, diğerlerini inandırmak çok daha kolay olacaktır. Ayakta kalabilmeniz, kurumunuzun öne çıkması ve yatırım yapabilmeniz için AR-GE faaliyetleri uygulamalısınız. 

Bunun için iki ana kolda çalışmalar yürütmelisiniz. Gelişim ve değişimi aktifleştirebilmeniz ve her geçen gün yaratıcı çalışmalara imza atabilmeniz için, ürün ve hizmet ARGE’si; ürettiğiniz tüm bu çalışmalara iç müşteri adını verdiğimiz çalışanları ortak etmek, yani iç müşteri ve kurum kültürü kazandırma ARGE’si. Çalışmalarınızı planlarken;

•             Çevre faktörlerini,

•             Şehrin demografik yapısını,

•             Müşterilerin demografik yapılarını dikkate almalısınız.

Küreselleşen dünyada eğitim sektöründe, etkin bir konum kazanabilmek ve fark yaratabilmek için doğru marketing uygulamaları ile yol haritalarımızı belirlemelisiniz. Bu dönüşüme ayak uydurmak, eğitim kurumları için kaçınılmaz olacak. Aksi takdirde değişim ve dönüşümün yaşandığı bu dönemde kaybolmaya mahkum olacaksınız.

Eğitimtercihi

Faruk Tatar

TÖDER Genel Koordinatörü

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.