banner
banner
banner

“Pandemi ve Sonrası”, K12 düzeyinde eğitim




İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu,“Pandemi ve Sonrası” K12 Düzeyinde Eğitimi ve okullardaki uygulamalarını artı eğitim'e anlattı.

biriz_kutogluYeni tip koronavirüs nedeniyle dünya genelinde Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 124 ülkede tüm okullarda, 11 ülkede ise belirli bölgelerdeki okullarda yüz yüze eğitime ara verildi. MEB’in uygulamaya başladığı uzaktan eğitim programına ek olarak bir çok özel okul, senkron ve asenkron olarak kendi uzaktan eğitimlerini de devreye soktu… Bir küresel sağlık krizi olan koronavirüs salgını sebebiyle Amerika, İngiltere, Almanya, Kanada gibi gelişmiş ülkelerin önderlik yaptığı ve diğer 20’den fazla ülkede yaklaşık 300 milyon civarında öğrenci uzaktan eğitim aldı. Bu ülkeler arasında yaklaşık olarak 25 milyon öğrenci ile Türkiye’de bulunuyor.


Süreç, öğrenciler için “küresel ölçekte fırsatlar” da sundu.
Küresel salgın eğitimde yardımlaşmayı da beraberinde getirdi. Dünyanın önde gelen birçok eğitim kurumu derslerini ücretsiz kullanıma açtı. Kütüphaneler ve müzeler, yine ücretsiz olarak sanal ortamda öğrenci ve öğretmenlere açıldı. Eğitimciler evlerinde kalan öğrenciler için senkron (canlı ) eğitimler düzenlemeye başladı. “Webinar kültürü” oluşmaya başladı.

“Bilgi ve deneyim paylaşımı” hiç olmadığı kadar yoğun.
Tüm bunların yanında öğrencilerin psikolojisini yönetmek de devredeydi. K12 düzeyinde uzaktan eğitim yapmak ve öğrencinin dersi verimli geçirmesini sağlamak hepimiz için yepyeni bir deneyim, müthiş bir mesleki öğrenme fırsatını da zorluklarıyla beraber getirdi.

Z ve Alfa kuşağı, yüzyılın en büyük kırılma noktasını yaşıyor…
Elbette bir dijital dönüşüm yaşanıyor. Yüz yüze bir yaşamın yerini temassız, dijital bir yaşam aldı. Bu durumdan kaynaklı bu dijital deneyim, insanlık için bundan sonraki dönemde pek çok kolaylığı beraberinde getirirken sosyal ortamın insan üzerindeki etkisinin ne denli önemli olduğunu da gösterdi diyebiliriz. Z ve Alfa kuşağı, bu dönemde içine doğdukları yüzyılın en büyük kırılma noktasını belki de yaşadılar.

Bu kuşak dijital devrime başka bir boyut kazandıracak…
Belki de dijital devrimin hızı beklenenin çok ötesine geçecek… 7 yaşındaki bir öğrencinin senkron olarak öğretmeninden aldığı uzaktan eğitim, o sırada kazandığı beceriler, problemleri çözüm yolu veya günlük yaşamda karşılaştığı olaylar… Hayatının tam merkezinde yaşadığı bu durum şüphesiz düşünme becerilerini geliştirmekle birlikte “günlük yaşamda karşılaştığı problemlere yaratıcı çözümler getirme” noktasında yepyeni bir içerikle toplumların yaşantı biçimlerini değiştirecek köklü bir dönüşümün başında olduğumuzu gösteriyor.

K12 düzeyinde “Uzaktan Eğitim Kalite Standartlarımızı” belirledik…
“Kültür” olarak “UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİNİ” (UZEM) kurarak işe başladık diyebilirim. Bu süreçte, uzaktan eğitim standartları belirlenerek “kalite kurulları” nı oluşturduk. İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Uzaktan Eğitimde Kalite Standartları, kısaca “UEKS”; 8 farklı standart alanı ve 70 standarttan oluşan kalite odaklı bir sistem olup “her 40 dakikalık canlı dersi niteliksel olarak daha da geliştirmek” için hazırlandı.

“Her 40 dakikalık canlı dersi niteliksel olarak daha da geliştirmek” için odaklandık.
Ders yılının son 90 gününde her bir öğretmenimiz, sistem gereği canlı ders anlatımlarından materyal hazırlığına, interaktif ders işlemeden teknolojik yetkinliğe uzanan geniş bir yelpazede “her 40 dakika, her gün ve her hafta” kalite kurulu tarafından değerlendirilmiş, bu değerlendirmeler sonucu yine kalite kurulu tarafından hizmet içi eğitim programına dâhil edilerek kalite geliştirme çalışmaları yürütülmüştür. 1960’dan bu yana “öğrencinin hizmetinde olma” ve “kaliteden ödün vermeme” ilkemiz gereği öğrencilerimizin görüş ve değerlendirmeleri bizler için her zaman öncelikli olmuştur. İşte bu anlayışla; “UEKS” kapsamında öğrencilerimizin de canlı derslerin verimliğini değerlendirmeleri için online platformumuz üzerinden bir değerlendirme sistemi geliştirdik.

Tüm lise öğrencilerimize, her canlı dersinin sonunda; katıldığı canlı ders ile ilgili öğretmenine dersle ilgili geri bildirim verme, dersi anlayıp anlamadığını belirtme ve teknik bir sorun yaşadıysa bunu anında paylaşma olanağı sunduk.
Sistemin bir parçası olarak uygulanan bu anketi, her ders sonunda cevaplayan öğrencilerimizin anket sonuçları UZEM tarafından her gün düzenli olarak tüm yönetici ve öğretmenlerimize rapor edildi. Rapordaki sonuçlara göre; teknik sorun yaşayan öğrencilerimiz UZEM tarafından desteklendi. Akademik olarak “konuyu anlamadığını belirten öğrenciler” için bir sonraki derste, ilgili öğretmenimiz gerekli akademik desteği o öğrencilerimize sağladı. Derslerde, tüm öğrencilerin aktif katılımı öğretmenlerimiz tarafından birinci derecede önem arz etmektedir. Öğretmenlerimiz, tüm öğrencilerini derse aktif katılımı için süreci planlasa da canlı derslerde zaman zaman bu konuda aksaklıklar olabilmektedir. Anket sonucu çerçevesinde ilgili derste söz hakkı almadığını belirten öğrencilere, öğretmenlerimiz bir sonraki derste aktif katılım için öncelik verdiler.

%97-100 arasında öğrenci memnuniyetine ulaştık!
Tüm bu çalışmaların sonucunda; %97-100 arasında oluşan öğrenci memnuniyetimiz, somut ve ölçülebilir bir sistem kurmanın her bir öğrenciye destek sağlamanın ne denli belirleyici olduğunu bir kez daha gösterdi. Geliştirdiğimiz bu modelin örnek bir model olduğuna inanıyorum.

Her öğrenci için atanmış bir uzaktan eğitim danışmanı…
Anayasamızda yer alan “Kültürlü, Sürekli İyileştirmeden ve Gelişmeden Yanadır.” ilkesi ile hareket ediyoruz. Az önce belirttiğim Standardizasyon ve Kalite Geliştirme Rehberi performansları izlemede bize çok büyük destek sağlıyor. Öğrenci performanslarını da uyguladığımız online testler, deneme sınavları ve ödev kontrolleri ile ölçüyoruz. Her öğrenci için atanmış bir uzaktan eğitim danışman öğretmeni var. Bu sistemde, öğrencinin derse katılıp katılmadığı, ders sırasında online sınıf ortamında ne kadar aktif olduğu yani derse katılımı birebir ölçümlenip, raporlanıyor. Derse girmeyen her öğrenci dersin ilk 15 dakikasında aranıyor. Teknik bir problem yaşayıp yaşamadığı veya neden derste olmadığı öğreniliyor. Öğrenci sürekli motive ediliyor. Bu süreçte ailelerin bilgilendirilmesi bizler için öncelikliydi. Bugünkü başarımıza, ailelerle birlikte hareket ederek ulaştık diyebilirim.

Denetlemek yerine destek olduk.
Öğretmen performansına gelince; tüm dünyada yaşanan pandemi durumunda bakış açımızı değiştirdik. Hepimiz birbirimize destek olduk. Hiyerarşiyi kaldırdık. Denetlemek yerine destek olduk. Öğretmenlerimizin yanında olduk. İhtiyaç duyduğu eğitimi veya donanımı hızlıca sağladık. Öğretmenimizin kendini güvende hissetmesi ve motivasyonu için yönetim olarak biz çalıştık. Onlara stres yaşatmadık. Dolayısıyla başarı kendiliğinden geldi…
Eğitimde dijital devrim, konuyla ilgili tüm paydaşlara olağanüstü olanaklar ve fırsatlar sunuyor.
Dijital eğitim, dijitalleşmenin yaşama en çok temas eden ve en çok etkilerinin hissedildiği bir alan. Dijital çağın en büyük devrimlerinden biri, kuşkusuz, “eğitimde dijital devrim”dir. Uzmanlar, eğitimde dijitalleşmenin en etkin yolunun, “sistem yaklaşımı” olduğunu belirtiyor. Bilim insanları geleceğin eğitiminin dijital eğitim, dijital eğitimin geleceğinin de sistem yaklaşımı olduğunu vurguluyor. Eğitimde dijital devrim, konuyla ilgili tüm paydaşlara olağanüstü olanaklar ve fırsatlar sunuyor. Öncelikle, eğitim teknolojileri kişiye özel öğrenim yöntemlerinin hayata geçmesine de olanak tanıyor. Eğitim teknolojilerinin en önemli görevi, öğretmen ve öğrenciyi serbest hale getirmesi. Öğretmene ve öğrenciye zaman ve mekân yönünden serbestlik sağlaması. Diğer bir taraftan dijital ortam çok sayıda, çeşitte ve kalitede uygulamalar sunuyor. Öğrencilere farklı seçeneklerde öğrenme olanakları sunarak yaratıcılıklarını geliştirmelerini sağlayabiliyoruz.

Geniş kitlelere ulaşabilmek, fırsat eşitliğine olanak tanıyor.
Bazı nedenlerden dolayı yeterli eğitim alamayan öğrencilere eğitimlerini tamamlama fırsatı verebiliyor. Eğitim teknolojisi öğretimi bireyselleştirebiliyor. Öğrencilerin kendi hızlarına göre öğrenmelerine olanak tanıyor.

Pandemiyle birlikte eğitim “kişiye özel” bir deneyime dönüşmeye başladı.
Bir süredir tüm dünyada eğitim alanında bir reform vardı zaten. 21’inci yüzyılın hayatımıza kazandırdığı ve gündelik yaşantımızda sıkça kullandığımız yeni ve gelişmiş teknolojileri eğitim için de kullanmaya başlamıştık. İnternetin yaygın kullanımıyla artık bilgiye erişmek çok kolay. Elbette doğru ve güvenilir kaynaklardan… Online kütüphaneler, dijital sergiler, eğitimler pek çok şey sayabiliriz. Eğitim kişiye özel bir deneyime dönüşmeye başladı. Bu bir süreç meselesi. Biraz daha olgunlaşması gerekiyor. Sadece teknik altyapı, donanım değil dijital okul yazarlık ve eğitim yönetimi anlamında daha gelişmesi gereken bir alan.

Görünen o ki eğitim evriliyor, dijital eğitim, hibrit model devreye giriyor…
Öğrenciler zaten merak ettiklerini Google’a soruyor. Önemli olan bildiklerimizle ne yapabildiğimiz, ne kadar yaratıcı olabildiğimiz. Bu da insan aracılığıyla olacak. Ayrıca akran öğrenmesi ve sosyalleşme de önemli.
Hibrit eğitimde dünya üzerinde görüntü ve aynı zamanda öğrencinin daha sonra ulaşabileceği derslerin yüklü olduğu bulut teknolojileri kullanılıyor ve bu gibi teknolojiler bu eğitim modelini aslında var eden teknoloji ve sistemler. Bunların geliştirilmesine harcanan emek ve sermaye aynı zamanda hibrit eğitimin geliştirilmesine de harcanmış oluyor.
Eğitimciler, öğrenciler ve veliler bu eğitim sisteminin yapı taşlarını oluşturuyor ve eğitimde yeni bir çağın aktörleri oluyor aslında. Yaşadığımız bu kriz, eğitim için teknolojik bir devrimin ilk adımları olabilir.

Hibrit Eğitim Modeli ve Öğrencilerin Psikolojileri
Bir de hibrit eğitimin uygulamaya geçmesinden sonra bu modelin içinde yer alacak olan öğrencilerin psikolojileri bundan nasıl etkilenecek konusu var. Bu zamana kadar yüz yüze eğitim alan öğrenciler bu eğitim modelinden sonra kendi başlarına kalacaklar ve kendi iradelerini ortaya koymaları gerekecek. Öğrenciler uzaktan eğitim modeline geçtikten sonra kendilerini boşlukta hissedebilir ve bu da psikolojilerini olumsuz etkileyebilir. Tabi burada yine velilerin takibi ve desteği söz konusu oluyor. Eğer veliler çocuklarının bu yeni eğitim modelinde yalnız başına kalmalarını istemiyorsa onların yanında olmaları gerekiyor. Yani bir nevi yol gösterici.

UNESCO’ya göre uzaktan eğitim süreçlerinin düzenlenmesi konusunda da birtakım sıkıntılar mevcut.
Ülkelerin alt yapı konusunda hazırlıksız yakalandığı uzaktan eğitim hem insani hem de teknik birçok sorunla yüz yüze kalmıştır. Kısacası eğitimdeki eşitsizlikler pandemi ile daha da derinleşme riskini barındırmaktadır. Okulların kapanması ile birlikte başlayan uzaktan ve online eğitim süreçlerinde en önemli kaygılardan biri de eşitlik meselesidir. Özellikle dezavantajlı toplumsal kesimlerden gelen çocukların bilgisayar ve diğer cihazlara erişimlerinde ve internet bağlantılarında sorunlar olabilmektedir. Bazı ülkeler bu sorunları çözmek için önlemler almıştır. Örneğin; Çin düşük gelirli ailelerden öğrencilere bilgisayar sağlamakta ve öğrencilere mobil veri paketleri ve telekomünikasyon sübvansiyonları sunmaktadır. Fransa’da internet veya bilgisayarlara erişimi olmayan öğrencilerin yüzde 5’ine cihaz ödünç vermek ve basılı ödevler sağlamak için çaba harcanmaktadır. Portekiz’de benzer bir şekilde basılı ödevler çocuklara posta ile gönderilmektedir. İtalya da bazı bölgeler yoksul ailelerin uzaktan eğitimi için gerekli ekipmanı satın almasını sağlamak için özel finansal destekler tahsis etmiştir. Düşük gelirli ailelerden gelen öğrencilere dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve cihazlar için ödenekler sağlanmıştır.

Ülkeler, pandeminin öğrenme üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirmek için arayışlarını sürdürürken birçok farklı yaklaşım geliştirmeye devam ediyor.

Çünkü çocuklar, bu dönemde, sadece eğitimden değil, aynı zamanda sosyalleşme, spor ve kültürel faaliyetler gibi kişilik gelişimini etkileyen birçok boyuttan mahrum kalmışlardır.

Kapanma süreci uzadıkça özellikle çocukların refahlarını, zihinsel sağlıklarını korumak için ailelere ve öğretmenlere yönelik desteğin artırılması gerekmektedir.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.