banner
banner
banner

BİL’de okul öncesinin anahtarı Bütünsel Öğrenme Modeli




Okul öncesi eğitimlerini İstanbul Aydın Üniversitesi rehberliğinde güçlendirdiklerini belirten BİL Eğitim Kurumları Genel Müdürü Ayfer Batı, “Eğitim modelimizde önceliğimiz İngilizce ve tüm alanlarda etkin ifade becerileridir. Merak ve deneyim modelimiz ile öğrencilerimiz anaokulundan üniversiteye kadar kendilerini keşfederek ve bir dünya vatandaşı olarak başarılı bir geleceğe adım adım yürümektedir.” diye konuştu.

ayfer_bati_bilOkul öncesi eğitimde nasıl bir eğitim modeli uyguluyorsunuz?
Okul öncesi dönemde öğrencilerimizin öğrenme deneyimini tasarlarken önceliğimiz öğrencilerimizin çocukluk dönemlerinin ayrıcalıklarına hitap etmek. Böylesine özel bir dönemde öğrencilerimizin gelişimsel olarak neye ihtiyaç duydukları ve onlara bütünsel bir süreçle ulaşmak bizim için çok önemli. Bu nedenle onların bilgi, beceri, duygu, tutum, merak ve deneyim bütününde bir öğrenme keyfi geliştirmesi Bütünsel Öğrenme Modelimizin çerçevesini oluşturuyor.
Öğrencilerimiz her yeni güne Kids Yoga, Kids Morning Dance, Kids Meditation, Kids Zumba ve Kids Stretching rutinleri ile güne heyecanla başlar ve her günü değerlendirme toplantısıyla bitirirler.
BİL Eğitim Kurumlarında genel kültür rutinlerimiz ile öğrencilerimize eşsiz deneyimler kazanma fırsatı sunma, öğrencilerimizin teoride öğrendiği bilgileri günlük hayatlarında somut yaşam becerilerine dönüştürme, öğrenmenin sürekli ve kalıcı olmasını sağlama ve her öğrencimizin doğal yatkınlıklarını potansiyele dönüştürme hedeflenir.
Yetenek Atölyelerinde yer verdiğimiz dans, müzik, spor, kodlama-robotik içeriklerinde okuma yazmaya hazırlık kadar her bir alan ana temanın çerçevesinde yabancı dil desteği ile uygulanmaktadır. Eğitim modelimizde önceliğimiz İngilizce ve tüm alanlarda etkin ifade becerileridir. Merak ve deneyim modelimiz ile öğrencilerimiz anaokulundan üniversiteye kadar kendilerini keşfederek ve bir dünya vatandaşı olarak başarılı bir geleceğe adım adım yürümektedir.
Bu kapsamda da İstanbul Aydın Üniversitesinin rehberliğinde düşünme, sorgulama, planlama ve değerlendirme temelli çalışmalarla öğrencilerimizin meraklarını tazeliyor, öğrenme ile olan bağlarını özgünlüklerini de koruyarak güçlendiriyoruz.

OYUN METODOLOJİMİZİN ÇATISINI OLUŞTURUYOR
Okul öncesinde oyun ile öğrenmenin önemi nedir ve nasıl uygulanmalıdır? Bu konuda uygulamalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Oyun öylesine büyük, öylesine derin ve anlamlı bir kelime ki! Bu kelime aslında yaşamsal tüm kavramları içinde barındırıyor. Bu nedenle okul ortamlarının çocuk dostu, eğitim programlarının ve yetişkin iletişiminin oyun dostu olması çok ama çok önemli.
Oyun çocukların dünya ve kendi ile olan bağı. Ve bu bağ öyle bir bağ ki büyük sorular, büyük fikirler, büyük çözümler, büyük perspektifler her zaman çocukluk döneminde kendisini oyun ile ifade edebilen ve gelişimini oyunla besleyen çocukluk dönemlerinden geliyor. Bu nedenle de oyun dostu programımızın birinci aşamasını sabah rutinlerimiz oluşturuyor ve her güne dengeyi ve zihni aktif kılan sağlık oyunlarıyla başlıyoruz ve her günü mutlaka oyun temelli değerlendirme çalışmalarıyla tamamlıyoruz. Müfredatımızın ana çekirdeğini oluşturan öğrenme alanları da dahil olmak üzere akademik ya da uygulamalı dersler fark etmeksizin bütünsel öğrenme sürecini oyun temelli deneyimin gereklilikleri ve kazanımlarıyla yapılandırıyoruz. Oyun bizim için bir uygulamadan ziyade metodolojimizin çatısı. Bilgiye sunarken, sorularımızı yöneltirken, atölye tasarımlarını yaparken kısacası öğrencimize ulaşmak ve kalıcı, pozitif bir öğrenme iklimi oluşturmak için oyun müfredatımızın süper gücü.

Okul öncesinde yabancı dil eğitimi hangi yaşta başlamalı ve hangi yöntemler uygulanmalıdır?
Yabancı dile maruz kalma ne kadar erken yaşta başlarsa, çocuğun dilsel ve bilişsel becerileri o kadar desteklenmiş olur. Yapılan araştırmalara göre yabancı dil eğitimine 3 yaş ve öncesinde başlamak, çocuğun dil ediniminde oldukça etkilidir ve çocuğun zihinsel işlevlerini geliştirir. Bu dönemde çocuk daha çok duyduğunu, sevdiği şeyleri tekrar ve taklit yoluyla öğrenir, dolayısıyla çocuğun dünyasının bir parçası olan günlük temalar ışığında, İngilizce hikâyeler, şarkılar, çizgi film, yaratıcı drama ve oyunlar ile yaparak ve taklit ederek düşünme becerilerini geliştirir. Bütünsel dil gelişimi ve disiplinler arası yaklaşımla farklı disiplinlerin İngilizce dil eğitimine entegrasyonu sağlanarak, öğrencilerin yabancı dili kullanımlarını farklı alanlara aktarmaları mümkün kılınmaktadır. Bu kapsamda; öğrencilerin birincil derecede iletişimsel ihtiyaçlarına cevap veren cümle ve kelime içerikleriyle müfredatın kapsamı zenginleştirilmeli, teknolojinin görsel ve işitsel gücünden maksimumda faydalanılarak öğrencinin dile maruz kalma oranı oyun dostu ve çocuk dostu etkinliklerle aktif tutulmalıdır.
 

bilÇOCUKLARIN GÖZÜNDEN BAKMALIYIZ
Okul öncesi çocukların eğitiminde en çok hangi sorunlarla karşılaşılıyor? Bu sorunların çözümünde nelere dikkat edilmeli?

Konu eğitimse, eğitime dair güçlü ve güçlendirilmesi gereken her şey eğitim politikalarıyla ilgilidir. O yüzden de yaşanılan her sorunun ve çözümün ana bağlantısı ulusal çerçevelerdir. Okul öncesinin şu an en büyük sorunu okul öncesi eğitimin zorunluluğudur. Okul öncesi öylesine kıymetli bir yaş aralığını kapsıyor ki ne kadar erken ve zorunlu olursa o kadar güçlü bir eğitim hayatı ve yetişkinlik dönemi çocuklarımızı bekliyor. Okul öncesi eğitiminin yasal zorunluluğuna ek olarak de yeni bir neslin ihtiyaçlarına yönelik bilinçli bir ebeveyn profili oluşturmak, bu ihtiyaca cevap veren öğretmen eğitimleri düzenlemek ve okul öncesi öğretmenler yetiştirmek kritik önem taşıyor. Belki de okul öncesi eğitimin en büyük sorunu biz yetişkinleriz. Çocuklar için ürettiğimiz kaynaklar, onlarla iletişim kurmadaki özenimiz, onlarla etkileşim dilimizdeki hassasiyetimiz, tasarımını yaptığımız binalar, oyuncaklar ve mobilyalar vb hepsi ama hepsi çocukluğun yaşamsal rolünün farkında olan yetişkinlerle mümkün olduğunu düşünüyorum. Eğer bizler çocuklara karşı olan sorumluluğumuzu ciddiye alır ve eğitim ve yaşama dair her şeyi çocukların gözünden yorumlama gücüne ulaşabilirsek, onların ihtiyaç duyduğu eğitim politikalarıyla güvenli bir çocukluk dönemi inşa edebiliriz.

Okul öncesi eğitimde aileye düşen görev ve sorumluluklar neler? Okul öncesi seviyesinde çocukları olan ebeveynler, çocuklarıyla iletişim kurarken nelere dikkat etmeliler?
Ailelerin, mutlu öğrenme ve hayat boyu öğrenen olma konusunda çok önemli sorumlulukları var. Birincisi, okul öncesi dönem öncelikle sosyal duygusal becerilerin gelişimine yönelik önceliğin olduğu bir dönemdir; çünkü başta bilişsel gelişimimiz olmak üzere biz çocukluk dönemindeki temelle hayatı yorumlamaya devam ediyoruz. Bu kapsamda birinci kritik sorumluluğumuz iletişim dilimiz ve etkileşim özenimiz. Biz anne babalar kurduğumuz her cümlenin, kullandığımız her kelimenin çocuklarımızın gelişimsel hikayesinde ne kadar kilit bir temel oluşturduğunu bilmeliyiz. Nezaket tonu, kelime yelpazesi, aile içi sohbete gösterilen özen, teşvik edici cümleler, demokratik tutumu destekleyen iletişim hassasiyeti olmazsa olmazımız olmalı. İkincisi ise çocuğumuzu bir proje olarak görmemek ve onların bizim hayallerimiz üzerinden değil kendi orijinalliklerini koruyarak büyümelerine izin vermek. Diğer bir ifadeyle, onları kendimiz yapmaktansa onların kendisi olmasını sağlayan bir bağ kurmak çok değerli. Son olarak da çocuklarımızın insani değerler bütününde büyümeleri için her zaman okul ile iş birliği içinde olmak, okul kültüründe aktif katılımcı olarak yer almak ve okul ile aile sorumluluğunda mutlaka sorumluluk almaya açık olmak bu dönemde önem taşıyor.

Covid 19 nedeniyle uzaktan eğitime geçilmesi sürecinde okul öncesi öğrencileriyle nasıl iletişim sağladınız? Bu konuda yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte, Okul Öncesi grubumuzla önce “BİL Eğitim Kurumları Uzaktan Eğitim Bültenleri” ile iletişim kurduk. Öğrencilerimizin BİL Koleji eğitim rutinlerini evlerinde de devam ettirmesini destekleyerek onları aktif ve zinde tutmaya devam ettik. Gerçekleştirdiğimiz online eğitim ile her gün “30’ar dakikalık “takvim, hava durumu, güne başlama zamanı, sanat, matematik, İngilizce ve bilim aktiviteleri v.b. etkinliklerimiz ile online derslerimizi gerçekleştirdik. Evde yapılabilecek çalışmalar ile ilgili olarak hazırladığımız “BİL’de Ev Çalışmaları” ile çocuklarımızın aileleri ile evde keyifli vakit geçirirken aynı zamanda programımızda yer alan kazanımları da gerçekleştirmelerini destekledik. Üniversitemizin desteği ile bu süreçte öğretmenlerimizin mesleki eğitimlerine devam ettik. İstanbul aydın Üniversitesi akademisyenlerimizin desteği ile BİL Koleji velilerine özel seminer ve eğitimler vermeye devam ettik. Aynı anda tüm öğrencilerimizin canlı ders, sanat etkinlikleri, seminer ve webinarlara katılmasına imkan veren bir platform olan BİL LEARN HİBRİT EĞİTİM PLATFORMU ile hibrit eğitimde de öğrencilerimizin yanında olmaya devam etmekteyiz.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMU SEÇERKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Öncelikle Okul Öncesi Eğitim kurumunun bir felsefesi ve uyguladığı yazılı bir programı olması gerekmektedir. Bu programlar hazırlanırken çocukların gelişim özellikleri ve bireysel farklılıkları göz önüne alınmalıdır.
Bu yaş grubu çocukların öğrenme sistemi merak, keşif ve deneyime dayalıdır. Bu bağlamda programların uygulanmasında "deneyimleyerek öğrenme" ilkesine göre hareket edilmelidir.
Okul öncesi eğitim kurumu çocukların ilkokulda karşılaşacakları görevlere hazır olmalarını sağlayacak ön alıştırmalara yer vermelidir.
Okulun sağladığı fiziki imkânlar, okul gereçleri, eğitim araçları yeterli olmalıdır.
Oyun mekanlarının çocukların ihtiyaçlarına cevap verecek genişlikte ve rahatlıkta olmalı, en önemlisi çocuk burada kendini rahat hissetmelidir.
Okul ve aile işbirliği içerisinde olmalı, çocuğun gelişimini olumlu yönde desteklemeli, yaşanan problemlerde birlikte çözüm üretebilmelidirler.
BİL Koleji anaokullarında çocuklarımızın dili kullanma, kendini ifade etme, aktif iletişim becerilerini geliştirme ve başarı hikayelerini anlatacakları BİL Talks projemizle, daha küçük yaşlarda deneyimlerini paylaşma fırsatı bulur ve kişisel özelliklerini keşfeder.

“Teknoloji eğitime nitelik kazandıran, entegrasyonu doğru zamanlama ve alanlarda sağlandığında ise öğrenme sürecine ivme kazandıran bir etken. Hepimizin yakından takip ettiği üzere eğitimde hibrit bir dönem başladı, bu nedenle içerik yönetimi ve teknik özellikler eğitim araçlarında oldukça kritik bir role sahip. Okul öncesi yaş gruplarında önceliğimiz sosyal duygusal denge olduğu için önceliğimiz her zaman içerik gücü. Buna ek olarak da dijital yerliler olarak adlandırdığımız bugünün çocuklarında kısıtlayıcı değil teknoloji kullanım bilincini en küçük yaşlardan itibaren güçlendirecek şekilde öğrenme deneyimine teknoloji entegrasyonu sağlıyoruz.”

 

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.