banner
banner
banner

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN TEMELİ KÜLTÜRDÜR




Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet döneminde “Millî Eğitim Meselesi”ni ana gündem olarak belirlediğini belirten İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu, “Bu dönemde geleneksel eğitim modellerinin terk edilerek çağdaş bir eğitim modelinin geliştirilmesinin önemini vurgulanmış ve bu modelin yabancı fikirlerden ve etkilerden uzak ve bizim millî değerlerimize uygun olması istenmiştir.” diye konuştu.

biriz_kutoglu_29_ekimTürk eğitim sistemi dünden bugüne hangi aşamaları kat etti?
97 yıllık cumhuriyet tarihinin 61 yılında İstanbul Kültür Eğitim Kurumları olarak var olmanın, yetiştirdiğimiz öğrencilerle geleceğe yön vermenin mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Yeni cumhuriyetin bir ulus devlet olarak şekillenmesinde ve oluşumunda, tüm benzer örneklerinde olduğu gibi, temel enstruman eğitimdi. Eğitim politikalarının oluşturulması ve bu politikalara yön veren yasaların konmasıyla başlayan değişim süreci ve gelişmeler toplumsal düşünce yapısını etkilemiştir. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana eğitim sisteminin en önemli ayakları: Öğretimin birleştirilmesi, eğitimin örgütlenmesi, eğitimi yayma ve eğitimi kalkınmaya katma olarak sıralanabilir.

Atatürk’ün eğitim sistemine yönelik aldığı kararların hedefleri nelerdi? Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
İnsanoğlu tarih boyunca bilmediklerini öğrenmek, kendine ve topluma daha faydalı hale gelmek, ürün ve hizmette kaliteye ulaşabilmek için her zaman eğitimle uğraşmıştır. Cehaletin önüne ancak ve ancak eğitimle geçebileceğimizi biliyoruz. Bir toplumun şekillendirilmesi, yeni nesillerin bilgi, davranış ve yeteneklerinin geliştirilmesi ancak eğitimle mümkündür. Medeniyetler eğitilmiş insan topluluklarıyla yükselir. Eğitimli toplum bilim, teknoloji ve ekonomiye hakim olur. Millî kültürümüzü ve kalıcı değerlerimizi nesilden nesile aktararak sürekliliği ancak eğitim kalitesini yükselterek sağlayabiliriz. Mustafa Kemal Atatürk de, bu düşüncelerle Cumhuriyet döneminde “Millî Eğitim Meselesi”ni ana gündem yapmıştır. Atatürk eğitim dili, yöntemi ve eğitim araçlarının tamamen millîleştirilmesini istemiştir. Geleneksel eğitim modellerinin terk edilerek çağdaş bir eğitim modelinin geliştirilmesinin önemini vurgulamış ve bu modelin yabancı fikirlerden ve etkilerden uzak ve bizim millî değerlerimize uygun olmasını istemiştir.

KÜLTÜRÜN YAŞATILMASI BİRİNCİL GÖREVDİR
Size göre toplumun sosyal ve kültürel gelişiminde eğitimin rolü nedir?
Çağdaş dünyada toplumsal hayatın şekillenmesinde eğitim önemli bir rol üstlenir. Toplumların siyasi, ekonomik, kültürel gelişimlerinin ve gelişim süreçlerinde yaşadıkları çeşitli sorunların eğitim-öğretim alanıyla ilişkili olması da hiç şaşırtıcı değil elbette. Eğitim ailede başlar ve içinde yaşadığı toplumun yapısına göre eğitim kurumlarında devam eder. Eğitim, kişinin kendisini geliştirmesini desteklediği gibi toplumsal bir rol ve meslek öğretimini de kapsar. Her eğitim sistemi önce kendi toplumunun değerlerini toplayıp bir araya getirmekle yükümlüdür. Toplumun değerler sistemi aynı zamanda kültür sistemi demektir. Kültür, kendi unsurlarının biriktirilip korunması ve yeni nesillere aktarılması ile yaşayabilir. Kültürün yaşatılması toplumların birincil görevi olduğuna göre dolayısıyla eğitimin de birincil görevidir.
Atatürk, Milli Mücadelenin ilk yıllarında, eğitimin köklü reformlarla düzeltilmesi gerektiğine inanmıştır. Eğitim, Atatürk için amaçladığı sosyal düzene ulaşılması açısından yardımcı olan temel bir toplumsal kurumdu. Böylece toplumda eğitim kurumunun değiştirilmesi ile çağdaşlaşma daha etkin biçimde gerçekleşebilir, kökleşebilir ve yerleşebilirdi. Bu nedenle geleneksel eğitim kurumlarının batı eğitim kurumlarına benzer şekilde değiştirilmesi gerekiyordu. Atatürk’e göre eğitim, ezberciliğe dayanmayan, yaratıcılığı destekleyen ve yapıcı olmalıydı. Eğitimde fırsat eşitliğini de savunmuştur. Eğitimde kadın- erkek ayrımı yapılamayacağını dile getirmiştir. 1926 Medenî Kanunuyla aile ve toplum hayatında kadınlara çoğu batılı ülkeden daha önce ve geniş haklar tanınmıştır. Toplum gelişmesinde, kadınların eğitimin içinde yer almasının büyük etkisi olmuştur.

GENÇ VE DİNAMİK BİR ÖĞRETMEN KİTLESİNE SAHİBİZ
Dünden bugüne öğretmen kimliği nasıl bir değişime uğradı? Bugün öğretmenlerin geldiği noktayı ve sistemdeki rollerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte ülkemizde, öğretmenlik mesleği Atatürk'ün yönlendirmesiyle çağdaş, ulusal ve laik bir temele dayandırılmıştır. Bu temelden kaynaklanan anlayış ve yaklaşımla yeniden yapılandırılmıştır. Sağlam ve tutarlı bir çerçeve içine alınmış ve gerçek yörüngesinde oturtulmuştur. Bu doğrultuda gerçekleştirilen yasal düzenleme ve uygulamalarla Cumhuriyet döneminde öğretmenlik mesleği çok saygın etkin ve etkili bir meslek niteliği kazanmıştır. 1924'te öğretmenlik mesleği yasayla tanımlanmıştır. Böylece yasal bir meslek niteliğine kavuşmuştur. Bunda Atatürk'ün eğitime, öğretmene ve öğretmenlik mesleğine bakışı çok etkin ve belirleyici rol oynamıştır.
Örgün eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen sayısı 2019-2020 eğitim öğretim yılında 1 milyon 117 bin 686 oldu. Resmi okullarda 588 bin 10, özel okullarda 139 bin 337 olmak üzere örgün eğitimde toplam 727 bin 347 derslik bulunuyor. Bu açıdan analiz edildiğinde, şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Ülke olarak genç ve dinamik bir öğretmen kitlesine sahibiz.

Z KUŞAĞI NASIL BİR OKUL ARIYOR
Değişen kuşaklar temelinde öğrenci kavramında hangi dönüşümler yaşandı? Bu dönüşümlere kurumlar nasıl uyum sağlıyorlar?
Dünya değişiyor, gelişiyor. Hiçbir şey çocukluğumuzdaki gibi ya da onlu yirmili yıllar öncesindeki gibi değil. Hayatımızdaki pek çok şeyi değiştiren teknolojik gelişmeler elbette yaşam biçimimize etki ediyor. Her geçen yıl öğrenci profilindeki değişim hepimizin dikkatini çekiyor. İstanbul Kültür Eğitim Kurumları da bu değişimi hızla eğitim sistemine entegre ediyor.
2000’li yıllardan itibaren çok hızlı bir biçimde kendini gösteren dijital değişimin içine doğanlar “Z Kuşağı” olarak adlandırdı. Z kuşağı, 70’ler ve 80’lerde doğan X ve Y kuşağı gibi “ analog göçmen” değiller, onlar “ dijital yerliler”… Dijital ortam, Z kuşağının aynı anda birden fazla konuyla ilgilenebilmesini sağlıyor. Teknoloji ile iç içe büyüdükleri için ülke sınırları olmadan dünyadaki akranlarıyla kolayca iletişim kurup pek çok konuda rahatça paylaşımda bulunuyor, bilgiye çok hızlı erişebiliyorlar.
Bu durum tabi ki; sabırsızlığı, bağımsızlığı, bireyselliği getirirken bir yandan daha hızlı ve kolay tüketilen unsurlarla dolu bir yaşamı ortaya çıkartıyor. Ancak yeniliklere adaptasyonu da bir o kadar kolaylaştırıyor.
İşte bu özellikleri gösteren bir kuşağı eğitmek ve geleceğe hazırlamak elbette geçmişe göre büyük farklılıklar gösterecek. Bu gerçek; okul tasarımlarından öğretmen yaklaşımlarına kadar pek çok noktada oldukça belirleyici bir rol oynuyor.
Z kuşağı, özgür ve rahat olduğu bir okul arıyor. Gününü, bir sınıfın içinde değil atölyelerde, kütüphanede, spor salonunda, bahçede geçirmeyi istiyor. Oldukça çeşitli bir öğrenme ortamı sağlanmasına ihtiyaç duyuyor. Bunlarla birlikte konforlu ve donanımlı bir okul beklentisi de oldukça yüksek. Rahat masa ve sandalyeler, internete hemen hemen her noktadan kolayca erişim, dijital kütüphane, dokunmatik tahtalar ve tabletli eğitim onlar için oldukça cazip uygulamaları oluşturuyor. Teknolojik etkinin yoğun olduğu bir dizi beklenti arasında Z kuşağı daha sevecen ve bilgili öğretmenlere ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor. Sevgisini gösteren öğretmenlerle birlikte katı disiplinden uzak, kuralların kendileri ile birlikte oluşturulduğu bir ortam onları mutlu ediyor.
“Z Kuşağının” sabırsızlığını, hızını, çok yönlülüğünü gözlemleyerek okullarımızdaki öğrenme-öğretme sürecini de buna göre yapılandırdık. 2000 yılında dünyaya gelen milenyumun ilk bebekleri artık 20 yaşında birer yetişkinler...

KÜLTÜR ÖNCÜ ROL OYNUYOR
1960’tan bu yana sahip olduğunuz modern eğitim anlayışı doğrultusundaki eğitim uygulamalarınıza örnek olarak gösterebilecekleriniz nelerdir?
İstanbul Kültür Eğitim Kurumları, Türk eğitim sisteminde birçok ilkin gerçekleştirilmesinde öncü bir rol oynamıştır. Bu öncü çalışmaların felsefesi de Kültür Anayasası’nın 10. maddesinde “Kültür’lü, vizyoner liderdir” ifadesiyle yer alır. Sürekli sorgulayan, yeni seslere ve fikirlere açık olan, yerelden evrensele doğru gidilmesi yaklaşımını benimseyen, eğitimin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve bunun uluslararası standartlarda gerçekleştirilmesi gerektiğine inanan ve eğitimin öncelikle insanların karakterlerini şekillendirmesi gerektiğini düşünen İstanbul Kültür Eğitim Kurumları, Türk Milli Eğitim sisteminde bir çok yeniliğe de öncülük etmiştir. 1960’lı yıllarda “Kültür Koleji öğrencilerin hizmetinde” sloganıyla “öğrenci merkezli eğitim”in ilk uygulamalarını hayata geçirmiştir. İlk servis uygulamasından rehberlik birimine, ölçme değerlendirme sisteminden üniversiteye hazırlık bölümüne, yabancı dil laboratuvarlarına kadar eğitimde pek çok modern uygulamaya ilk hayata geçiren kurumuz. Türkiye’deki ilk özel fen liselerinden biriyiz. Günümüze geldiğimizde çağın gereklerine aynı anlayışla ayak uydurmaya da devam ediyoruz. Nobel Farkındalığı çalışmaları, Türkiye’de lise düzeyinde kurulan ilk ön kuluçka merkezi Evreka, yeni nesil ders anlayışına uygun bir içerikle hazırlanan Future Kültür ve tüm inovatif, teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiğimiz İnovasyon Kültürü dergisi bu çağın yenilikleri.
İstanbul Kültür Eğitim Kurumlarında klâsik okul yönetimi anlayışı yerine, işletme biliminin ilkelerini kapsayan "modern yönetim anlayışı" uygulaması yapılır. Yönetim işlevi, bürokratik işlemlerin yerine getirilmesi olarak değil, okulu hedefine taşıyan dinamik bir sistem olarak değerlendirilir. Yine, Kültür2000 Kolejinde uygulanan “bilingual - çift dilli eğitim”, Türk eğitim sisteminde öncü uygulamalar arasında yer alır.

PANDEMİ EĞİTİMDE YARDIMLAŞMAYI GETİRDİ
Pandemi ile başlayan süreç eğitimi nasıl etkileyecek? Bu etkiler kalıcı mı? Eğitim sistemi bu etkilerden hangi dersleri çıkarmalı?
Yeni tip koronavirüs nedeniyle MEB’in mart ayında uygulamaya başladığı uzaktan eğitim programına ek olarak bir çok özel okul kendi uzaktan eğitimlerini de senkron ve asenkron devreye soktu. Küresel salgın eğitimde yardımlaşmayı da beraberinde getirdi. Süreç, öğrenciler için küresel ölçekte fırsatlar da sundu. Dünyanın önde gelen birçok eğitim kurumu derslerini ücretsiz kullanıma açtı. Kütüphaneler ve müzeler, yine ücretsiz olarak sanal ortamda öğrenci ve öğretmenlere açıldı. Eğitimciler evlerinde kalan öğrenciler için senkron (canlı) eğitimler düzenlemeye başladı. Webinar kültürü oluşmaya başladı. Bilgi ve deneyim paylaşımı belki de hiç olmadığı kadar yoğun. Tüm bunların yanında öğrencilerin psikolojisini yönetmek de devredeydi. K12 düzeyinde uzaktan eğitim yapmak ve öğrencinin dersi verimli geçirmesini sağlamak hepimiz için yepyeni bir deneyim, müthiş bir mesleki öğrenme fırsatını da zorluklarıyla beraber getirdi. Elbette bir dijital dönüşüm yaşanıyor. Yüzyüze bir yaşamın yerini temassız, dijital bir yaşam aldı. Bu durumdan kaynaklı bu dijital deneyim, insanlık için bundan sonraki dönemde pek çok kolaylığı beraberinde getirirken sosyal ortamın insan üzerindeki etkisinin ne denli önemli olduğunu da gösterdi diyebiliriz. Z ve Alfa kuşağı, bu dönemde içine doğdukları yüzyılın en büyük kırılma noktasını belki de yaşadılar. Belki de bundan sonra bu kuşak dijital devrime başka bir boyut kazandıracak… Belki de dijital devrimin hızı beklenenin çok ötesine geçecek… 7 yaşındaki bir öğrencinin senkron olarak öğretmeninden aldığı uzaktan eğitim, o sırada kazandığı beceriler, problemleri çözüm yolu veya günlük yaşamda karşılaştığı olaylar… Hayatının tam merkezinde yaşadığı bu durum şüphesiz düşünme becerilerini geliştirmekle birlikte “günlük yaşamda karşılaştığı problemlere yaratıcı çözümler getirme” noktasında yepyeni bir içerikle toplumların yaşantı biçimlerini değiştirecek köklü bir dönüşümün başında olduğumuzu gösteriyor.

“Atatürk’e göre eğitim, ezberciliğe dayanmayan, yaratıcılığı destekleyen ve yapıcı olmalıydı. Eğitimde fırsat eşitliğini de savunmuştur. Eğitimde kadın- erkek ayrımı yapılamayacağını dile getirmiştir. 1926 Medenî Kanunuyla aile ve toplum hayatında kadınlara çoğu batılı ülkeden daha önce ve geniş haklar tanınmıştır. Toplum gelişmesinde, kadınların eğitimin içinde yer almasının büyük etkisi olmuştur.”

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.