banner
banner
banner

Ruh sağlığını korumak mı? Sınav başarısını kovalamak mı?




Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı

alpaslan_dartanBir eğitimci, okul yöneticisi, psikolojik danışman ve bir baba olarak bu sorunun bana özel kişiselleştirilmiş cevabı olarak önceliğim ruh sağlığını korumak derim. Sınav başarısını önemsemediğimden değil ama bir öncelik sıralaması yaptığım için böyle söylerim. Peki sizce, ya sınav başarısı diyenler de ya da her ikisi de olabilir diyen yok mudur aramızda, elbette vardır. Hatta bu üçüncü yolun (hem ruh sağlığı hem de sınav başarısı) bireyler için gerçekleşebilir kılabilmek mümkün ise bu yolu benimseyenlerin de büyük çoğunluk olacağını da bilenlerdenim.

Pandemi koşulları bizleri, ilişkilerimizi sosyalleşme becerilerimizi kısacası alışa geldiğimiz doğal hayatımızı tersine çevirdi. Maalesef şimdi yediden yetmişe insanlık olarak hep birlikte hayata tutunmanın ve uyum sağlamanın yollarını arıyoruz. Biz yetişkinler bile uyumlama yeteneğimizi kaybederken okul çağındaki çocukların yaşadıklarını anlamanın pek de kolay olmayacağını düşünüyorum.

Çocukların kişisel yeterlilikleri, yetkinlikleri alışkanlıkları, öğrenme biçimleri, ilişkileri yönetme süreçleri, okul iklimi gibi pek çok değişken onların hayat başarılarını ve akademik gelişimlerini etkiliyor. Ancak bunlar içerisinde anne baba tutumları içerisinde en belirleyici olanı idi. Araştırmalar başarılı öğrencileri diğerlerinden ayıran en önemli etkenin Anne-baba desteği ve ilgisi olduğunu gösteriyordu. Şimdi ise başarı ve başarısızlık nedenleri arasına bu okulsuz öğretim ikliminin yarattığı “okulsuz eğitim” ’in bilgi eksikliklerini ve kayıplarını da eklemek gerekecek.

Okul sınavları ya da LGS ve YKS gibi ulusal sınavlarda alınan sonuçlar, özellikle okula gidemeyen, gitse bile tedirgin olan çocuklar için ya da aileleri için ne anlam ifade etmelidir? Eskiden olsa sınavların ve sınav sonuçlarının doğru okunması halinde bir fırsat olduğunu, sınavların bir süreç değerlendirme işlevi olduğunu söylerdik. Peki, bugün bu koşullarda girilecek olan sınavların ya da sınav sonuçlarının çocuklar ve aileleri için ne anlam ifade etmelidir? Üstelik sınavların hürmetine son bir yılda ara ara açılıp kapanmalar olsa da sınava hazırlanan 8 ve 12. Sınıf öğrencileri yüz yüze eğitim alabildiler, ancak öğrenci devamsızlıkları nedeniyle bu eğitimin ne kadar verimli olduğu da tartışılırken.
İnsanın doğasında var, çoğumuz başarısızlığı üstlenmek istemeyiz, savunma mekanizmaları geliştiririz hayatımıza devam edebilmek için, bu nedenle de genelde sorunları dışsallaştırma yoluna gideriz. Pandeminin en çok eğitimi ve çocukları etkilediği bu dönemde yaşları gereği yaşadıkları pek çok sıkıntının yanında bir de ite kalka hazırlandıkları bu sınavlarda gösterilecek olan performanslara anne ve babalar nasıl bakacaklar acaba? Her koşulda çocuklarının yanlarında mı duracaklardır yoksa karşılarında mı duracaklardır?

Milli Eğitim Bakanlığı özellikle ortaokul öğrencilerinin Liselere Giriş Sınavlarına hazırlanırken yaşadıkları pek çok olumsuzluğu ve bunlara bağlı oluşan sınav kaygısını ortadan kaldırılmak için bundan üç yıl önce ancak öğrencilerin %10’nun girebileceği %90’nının da sınavsız yerleşeceği bir sistem getireceğini söylemişti. LGS işte böyle yapılandırılmıştı, bu çerçevede de öğrencilerin en yakın okullara gideceğinden sınavlara az kişinin gireceğini hedeflemişlerdi. Aradan geçen üç yıl gösterdi ki her yıl en az yaklaşık bir milyon öğrenci sınava giriyor.

Hedeflenen ile gerçekleşen arasındaki uçurum, eğitimin nihai hedeflerini sınavlar yolu ile giderme yanlışlığından kaynaklanıyor. Bilinen ve görünen o ki iyi yurttaş yetiştirme hedefi sınavlara endeksli bir eğitim anlayışıyla mümkün değildir. Artı sınavlar yolu ile kazandıramayacağımız o kadar çok değer ve özellik olduğunu bilmemize rağmen yanlışı düzeltme konusunda çok da başarılı değiliz.

Hayat başarısı ile sınav başarısı arasında sıkışmışlık eğitimin genel bir problemi maalesef. Covid 19 pandemisi nedeniyle son 1,5 yıl eğitim sistemi açısından oldukça zorlu geçti. Belirli sınıf düzeylerinde hiç okula gidememek, arkadaşlarıyla birlikte olamamak, sınıfın ve okulun havasını teneffüs edememek, sürekli ekran karşısında olmak ve üstüne zaten kendisi de ayrı bir dert olan sınav gerçeğiyle yüz yüze olmak.

İşte bu ve benzeri pek çok nedenler öğrenci, veli ve öğretmenlerde görülen psiko-sosyal pek çok sorunun nedeni olarak ortada duruyor. Hala aşı, maske ve mesafe üçgeninde tüm dünyanın bu hastalıktan bir an önce kurtulacağı zamanın gelmesini bekliyoruz. Eskiden öğrencilerimize öğretmenleri ya da ebeveynleri olarak sıkça yapma dediğimiz şeyleri bugün koşullar gereği izin verir olduk. Kendi çelişkilerimizi yaşarken bu çelişkileri çocuklara izah etmek hiç de kolay olmadı.

Ergenlik bir Yolculuk
Ergenlik çocukluğa veda ve bununla birlikte dönüşüm ve başkalaşım sürecidir. Bu süreçte ergenler hem büyürler hem değişirler, hayal kurar ve hayallerinde geleceği inşa ederler ama bu yolculuklarında da hep yalnız, hassas ve kırılgandırlar, sorunları göründüğünden daha derinlerde yer alır. Yetişkinler olarak çocuklarımızın yanında olduğumuzu hissettirmenin, onları koşulsuz sevdiğimizi ve değer verdiğimizi hissettirmenin tam zamanı hem de eskisinden daha fazla. Pek çok çocuk için, buz dağının altında yatan duyguların farkında olmak bile yeterli olabilir.

İşte sınavlara hazırlanma dönemi sadece çocuğu değil, aileyi ve yakın çevreyi etkiliyor. Hem LGS hem de YKS için sınava girilecek yıldan bir yıl hatta iki yıl öncesinde hazırlıklar başlıyor, planlar programlar yapılıyor, beklentiler artıyor. Hazırlık süreci yoğunlaştıkça da hedefler büyüyor ve çocukların üzerinde yük gittikçe artıyor.

Çünkü bu dönem sınav stresinin yanı sıra fiziksel ve duygusal değişimler, yoğun duygusal iniş çıkışlar, artan sinirlilik, dürtüsellik, saldırganlık ve depresif duygu hali gibi ergenlik sürecinin yansıyan etkileriyle birlikte stresin çifte katlandığı bir dönem. Bu yaş gurubu ile iletişim kurmak çok daha zor evde, ekran karşısında okul, kurs programları ve özel ders arasında koşturan ve yorulan çocuklar dokunsan ağlayacak hale geliyorlar. Onlar bu duyguları yaşarken anne babalar da yıpranıyorlar. Bu zor süreçte çocuklarla iletişim kurmak onları dinlemek ve gelecek ile ilgili kaygılarını azaltmak anne babalara düşüyor.

Son söz, çocuklar neredeyse 1,5 yıl okuldan uzak, uzaktan eğitim ile ve mevcut koşulların getirdiği noksanlıklarla eğitimlerini sürdürürlerken bir de sınava hazırlanma uğraşılarında oldukça yıprandılar. Çocukların sırtlarında taşıyamayacakları kadar yük bindirmenin çok da anlamı yok artık. Sınav ülkemizin gerçeği olabilir ama sınav performansları çocuklarımızın gerçeği olmayabilir. Her koşulda güven ve koşulsuz sevgi şart, işte o zaman üçüncü yol için doğru zemin yaratılmış olur.

 

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Alparslan Dartan İstanbul PDR Şube Başkanı

21.Eki.2021

Eğitim sektörü kaliteyi artırmanın yolunu bulmalı

 Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı artı eğitim Dergisinin Ekim sayısının konusu eğitim sektöründe büyüme dönemine girilmesi, sektörde pandemi döneminde yaşanan daralmanın nasıl aşılmaya...

23.Eyl.2021

Normal iyidir, Normalleşmek de…

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanıİkibinyirmibir yılının dokuzuncu ayının altıncı günü yani içerisinde bulunduğumuz bu ay okul çağında bulunan yaklaşık ondokuzmilyon öğrenci ve...

29.Ağu.2021

Milli Eğitim bir mutabakat işidir, ortak payda işidir... Olmadıkça!

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı AK Parti, 3 Kasım 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında katıldığı ilk genel seçimlerde yüzde 34,28 oy oranıyla...

24.Tem.2021

Eğitimde sınavların gölgesi, okulların bugünü ve geleceği

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Bugünün değil belki ama geleceğin okulu bugünkünden farklı olmalı. Ama bu nasıl olmalı? Değişimin hızlı, üretilenlerin çabuk tüketildiği,...

18.Haz.2021

Telafide ben de varım! Ama nasıl?

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Siz Telafide var mısınız? Türkiye’nin eğitimde telafide yol haritası var mı? Bence hem var hem de yok, telafi...

25.May.2021

Ruh sağlığını korumak mı? Sınav başarısını kovalamak mı?

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Bir eğitimci, okul yöneticisi, psikolojik danışman ve bir baba olarak bu sorunun bana özel kişiselleştirilmiş cevabı olarak önceliğim...

17.Mar.2021

“Salgın Sınıfı” ve Eğitimde Fırsat Eşitliği

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Covid 19 pandemisi nedeniyle zorlu bir yılı geride bırakmaya hazırlanan eğitim dünyası, geleceğe umutla bakabilmeyi istiyor. Bu hastalığın...

19.Şub.2021

Pandemi Döneminde okullar, öğrenciler ve veliler

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Toplumun hemen her kesiminin eğitim ve eğitim sistemi ile ilgili kendine özgü bir görüşü bulunuyor, 83 Milyon nüfuslu...

23.Oca.2021

2021'de eğitimde ne yaşadık ne öğrendik?

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı "Umut tuz gibidir, insanı doyurmaz ama ekmeğe tat verir..." Hayat = okuldur derken inandığımız bu gerçeğin altını doldurmak gerekiyor....

23.Ara.2020

2019 ve 2020 MEB İdare Faaliyet Raporu

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı * Öğretmenlik mesleğinin toplumsal statüsü güçlendirilecektir. * Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılacaktır.  Belirli tarihler, zaman dilimleri vardır sizi üzen ya da...

06.Eki.2020

Özel Okulların Dünü, Bugünü; Mevcut Durum

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı YOK… YOK... YOK… YOK … YOK... YOK!!! Okul yok, bina yok, sınıf yok, kantin yok, yemekhane yok, oyun yok,...

22.Ağu.2020

MAHALLE BASKISI!

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Okulun taşıdığı anlam, ifade ettiği değer tanımından çok daha büyüktür.  Artı Eğitimin Temmuz sayısında yer alan “okulların açılmasını hem...

04.Ağu.2020

Okulların açılmasını hem isterim hem istemem

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Okulların açılması kararı sonrası “Hem İsterim Hem İstemem”, yaklaşımına örnek olan yaklaşma-kaçınma duygusunu yaşıyoruz toplum olarak. Bir yandan...

24.Haz.2020

Eğitimin Sıcak Gündemi

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı İçinde bulunduğumuz Haziran ayı toplumun çok büyük bir kesimini doğrudan ilgilendiren gelişmelerle dolu bir ay olma özelliğini taşıyor....

27.May.2020

“Yeni Normal”de Eğitim

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı Yüz Yüze Eğitim, Okullar Arasındaki Nitelik Farkının Azaltılması, Okul Öncesi Eğitimin Zorunlu Olması, Sınavların kaldırılması, Lise Eğitimi, Müfredat,...

24.Nis.2020

Okulu eve taşıyan veliyi de öğretmen yapan zorunluluk; KoRoNa ViRüS

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 11 Mart 2020 Çarşamba günü koronavirüsü pandemik bir hastalık olarak ilan ettiğinde aynı gün...

18.Mar.2020

Kadınların “hane/ev”e itilmişlikleri ve varoluş mücadeleleri

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı   Ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, ''Üç Maymun'' isimli filmiyle 61'inci Cannes Film Festivali'nde en iyi yönetmen ödülünü aldığında yaptığı teşekkür...

20.Şub.2020

Okullarda Veli İlişkileri Yönetimi nasıl uygulanmalı?

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı  Toplumun hemen her kesiminin eğitim ve eğitim sistemi ile ilgili kendine özgü bir görüşü bulunuyor, 82 milyon nüfuslu...

16.Ara.2019

Görmeyen, duymayan, konuşmayan kalmadı, MEB hariç

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı  Perşembenin Gelişi Çarşambadan Bellidir; Kriz Kendisi de özel okul sahibi olan Milli Eğitim Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk’un...

04.Ara.2019

Dünden Bugüne Öğretmen Yetiştirme ve Toplumsal Algı

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı  Bugün üniversiteye öğrenci yerleştirme sistemine göre adayların yaptıkları tercih sıralamaları taşıdıkları anlam bakımından oldukça önemlidir. Bir yükseköğretim programı...

Alparslan Dartan Rehberlik Koor.

Alparslan Dartan İstanbul PDR Şube Başkanı


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.