banner
banner
banner

Milli Eğitim bir mutabakat işidir, ortak payda işidir... Olmadıkça!




Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı

alpaslan dartanAK Parti, 3 Kasım 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında katıldığı ilk genel seçimlerde yüzde 34,28 oy oranıyla tek başına iktidara gelmişti. Yaklaşık 19 yıldır tek başına ülkeyi yöneten bir siyasi partinin eğitim politikalarının yürütücüsü konumunda olan Milli Eğitim Bakanlığında bugüne kadar tam 8 farklı bakan görev yaptı.

Bugün oy verme yaşı 18, yani Z kuşağı dediğimiz grup ülkenin geleceği için önemli bir gençliğin tümü bu iktidar döneminde doğdu ve büyüdü. Ülkemizin geleceğine ilişkin karar verme çağında bulunan bu yaştaki gençlerin bugün pek çoğu üniversite öğrencisi ya da öğrenci olmak için uğraşıyor. Özellikle internet aracığıyla sosyalleşmeyi tercih eden bu kuşak ipad’lerle, laptoplarla, play station’larla oynayan ve teknoloji ile birlikte büyüyen bir kuşak aynı zamanda. Kısaca bu iktidar döneminde doğup büyüyen çabuk tüketen ama el, göz, kulak vb gibi motor beceri senkronizasyonu yüksek bir nesilden söz ediyoruz.
Sayın Prof.Dr. Mahmut Özer de dâhil 8. Milli Eğitim Bakanı, 7 Talim Terbiye Kurulu Başkanı, 6 YÖK Başkanı görev aldı ve 16,17,18, 19 ve 20. Milli Eğitim Şuraları bu iktidar döneminde gerçekleştirildi.İşte bu dönemin çocukları bu iktidarın Milli Eğitim Bakanlarının başında olduğu okullarda yürütülen resmi eğitim programlarını alarak büyüdüler.
Sayılara bakınca biraz ürkütücü gelebilir. Evet icracı bir bakanlık olması nedeniyle eğitim ile ilgili bu kadar çok değişimin 19 yıla sığdırılmış olması ülkemizde eğitim işinin zor bir alan olduğunu gösteriyor. Geride bırakılan 19 yıllık iktidarı süresince Ak Parti yetkilileri eğitime ayrı bir önem verdiğinin her fırsatta dile getirdi. Eğitim politikalarını belirlerken de tıpkı kendisinden önceki iktidarların yaptığı gibi gerek sosyal hayata etkisi ve gerekse de gelecek nesillerin yetiştirilmesinde kendi siyasi görüş ve beklentileri çerçevesinde hareket etmiştir. Ancak kendi üst düzey yöneticilerinin de zaman zaman dile getirdikleri gibi diğer alanlarda sergilenen başarıları içerisinde en zayıf kaldıkları alan eğitim alanı olmuştur.

 

MEB Bakanları

 

Göreve Başlama

 

Görevin Sonlanması

 

Süre/yaklaşık

Erkan MUMCU

 

19.11.2002

 

17.03.2003

 

4 Ay

Hüseyin ÇELİK

 

17.03.2003

 

3.05.2009

 

6 Yıl 2 Ay

Nimet ÇUBUKCU

 

3.05.2009

 

7.07.2011

 

2 Yıl 2 Ay

Ömer DİNÇER

 

7.07.2011

 

25.01.2013

 

1,5 Yıl

Nabi AVCI

 

25.01.2013

 

23.05.2016

 

3 Yıl 4 Ay

İsmet YILMAZ

 

24.05.2016

 

10.07.2018

 

2 Yıl 2 Ay

Ziya SELÇUK

 

10.07.2018

 

5.08.2021

 

3 Yıl 1 Ay

Mahmut ÖZER

 

6.08.2021

 

 

 

 

 

Sayın Ziya Selçuk’un görevdeki birinci yılının sonunda yine artı eğitim dergisine yazdığım değerlendirme yazısında aşağıdaki ifadelere yer vermiştim.

“Görevi bırakmasına az bir süre kala TEOG yerine sınav sistemini değiştiren, okulları nitelikli ve niteliksiz açıklamalarıyla zora sokan öğrenci ve velilerin aklını karıştıran İsmet Yılmaz’dan görevi devralan Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Ziya Selçuk. 1920 yılından bugüne geçen 98 yılda 65. Milli Eğitim Bakanı olarak yakın bir tarihte (10.07.2018) göreve başladı.

Onun son 30-40 yılda kendisinden önceki bakanlar içinde iktidarı ve muhalefetiyle, ilgili ilgisiz tüm paydaşlarda ortak bir duygu yaratan, birleştirici ve uzlaşmacı yapısıyla öne çıkan eğitimci bir bakan olduğunu daha önce de söylemiştim.

Ama sayın bakanın da farkında olduğu gibi bu bakanlığın merkez ve taşra teşkilatıyla büyük ve devasa sorunları var. Bu sorunların bir kısmı ve muhtemel ki pek çoğu bakanlığın değişime ve gelişime ayak uydurmakta zorlanan bürokratik kesimlerini ilgilendiriyor ve gizil kalıyor. Bu sorunlar yumağının görünen yüzünde ise ulusal ve uluslararası sınavlar ve elde edilen sonuçlar, öğretmen niteliği, okul öncesinden lise son sınıfa kadar her kademede görülen nitelikli eğitim sorunu, fiziki alt yapı eksiklikleri vb sorunlar bulunuyor.

Veriye dayalı ve uzun soluklu bir mücadelenin ortasında hem yeni şeyler yapmak hem de mevcut sistemin arızalarını gidermek mevcut hantal yapıda oldukça zor görünüyor. 2023 Eğitim Vizyon belgesindeki hedeflere ulaşmak için bile bazen insanüstü güç ya da mucizevi çözümlerin üretilmesi gerekiyor. Bu çerçevede eğitimin içinden gelen ama daha bir yılını yeni dolduran biri olarak sayın bakanın sabır ve zamana ihtiyaç duyduğunu ama kendisine bunun tanınıp tanınmayacağından kendisinin de emin olmadığını düşünüyorum.”

Sayın Ziya Selçuk maalesef göreve geldiği günden bu güne bireysel çaba ve gayretlerine rağmen insanüstü güç ya da mucizevi çözümler üretememiştir, elbette bunun çokça bilemediğimiz nedeni vardır elbet. İletişim dili mükemmele yakın olsa da yanlış anlaşılmaktan kurtulamamıştır.

Geçmişten günümüze neredeyse koltuğa oturan her bakan yeni bir sistem getirdi, bir öncekini rafa kaldırdı ancak bu sistemlerden hiçbiri kalıcı olamadı. Çünkü eğitimde uzun soluklu ve tüm paydaşların görüşlerini içine almayan çözüm çabaları siyasetin gölgesinde kaldığı sürece yürüme ve büyüme olanağı bulamıyor. Sayın Ziya Selçuk göreve getirildiğinde eğitimin içerisinden gelen biri olması, bilgi birikimi, donanımı, iletişim becerisi ve sorunların kaynağına inebilecek deneyimi ile hemen herkes tarafından olabildiğince desteklenmişti.

“Eğitim bir mutabakat işidir, ortak payda işidir... Eğitimle ilgili bir yasa söz konusu ise bu herhangi bir partinin ödevi değildir, bir ülke ödevidir. Böyle mutabakat olursa eğitim bir fırsat penceresi oluyor, yoksa bir tehdit penceresi oluyor.“Bizde hemen her şey siyah beyaz, var yok, hep hiç, ya sev ya terk et, ya benimsin ya kara toprağın gibi bir patolojik ikilem içinde gidiyor ve arada grilerimiz yok; ‘başka ne olabilir’ gibi…Biz tek tip değil, tek tipçi yetiştiriyoruz. Herkes kendi tipinin tekliğini savunuyor. Kendi değerleri üzerinden tekçilik yapıyor. Hâlbuki çocuklarımıza çok farklı seçenekleri düşündürmek zorundayız!” diyen biri olarak Ziya Selçuk, bu göreve getirildiğinde ve 2023 vizyonunu büyük bir törenle açıkladığında herkesin içerisinde umut daha fazla yeşermişti.

Ancak kendisini istifaya götüren sürece bakıldığında belki görevinin ikinci yılından beri mutsuz olduğu, istediği gibi çalışamadığı, bürokratlarıyla arasının iyi olmadığı konuşuluyordu. Özellikle dünya çapında gelişen salgın koşulları bu anlamda en büyük şansızlığı oldu. Okulların kapatılması açılması konusunda bir türlü istediği gibi kararlar alamaması yalnızlaşmasına da neden oldu.

Yeterince anlaşılamadığı, “Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu” ile yıldızının barışmadığı, okulların kapanması, uzaktan eğitimde EBA’ya rağmen başarısızlık, okulların açılması konusunda destek göremediği, özellikle atanamayan öğretmenler ve ek kadro istekleri nedeniyle hep eleştirildiği bir dönem sanırım Ziya hoca için hiç de kolay olmamıştır.

Yüz yüze eğitim-öğretim yapılabilmesi için yapılması gereken çalışma ve önlemlerin yetersizliği, öğretmen ve diğer bakanlık çalışanlarının mali ve sosyal hakları konusunda yapılamayanlar, uzaktan eğitimde internet erişimi, tablet dağıtımı ve özel devlet okulları arasındaki uçuruma çözüm getirilememesi, sendika, vakıf ve derneklerle yapılan işbirlikleri de bu sorunların büyümesine ve içinden çıkılamaz bir hal almasına neden oldu.

Ayrıca atanmayan öğretmenler, yönetici atama ve görevlendirmede liyakate yeterince önem verilmemesi, ücretli öğretmenler ve 3600 ek gösterge konusunda verilen sözlerin yerine getirilememesi de sürecin hızlanmasını sağladı.

MEB 2020 Yılı İdare Faaliyet Raporunun son bölümünde yer alan Üstünlükler ve Zayıflıklar bölümünde belirtilen MEB’in zayıf noktaları da yumuşak karın olarak bu bakanlıkta hiç kimsenin ömrünün uzun olamayacağının bir ispatı gibi ortada duruyor maalesef. Milli Eğitim bir mutabakat işidir, ortak payda işidir... olmadıkça “makam, makam ve makam” der başka bir şey diyemeyiz.

MEB 2020 YILI İDARE FAALİYET RAPORUNDAN;
2020 yılı, tüm dünyada ve ülkemizde ortaya çıkan salgın koşulları sebebiyle Bakanlığımızın yüz yüze eğitime alternatif ve tamamlayıcı süreçleri uygulamaya alabilme kapasitesini başarıyla kullanıldığı bir yıl olmuştur. MEB 2019-2023 Stratejik Planı’nda yer alan üstünlükler ve zayıflıklar aşağıda belirtilmiştir.

Zayıflıklar;
Ortaöğretimde merkezi sınavla öğrenci alan okullarda kontenjanların öğrenci ve veli talepleri ile uyumsuzluğu
Hayat boyu öğrenme kapsamındaki faaliyetlere ilişkin farkındalık düzeyinin düşük olması
Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin tespitine yönelik etkili bir tarama ve tanılama sisteminin yeterliliği
Zorunlu eğitimden ayrılmaların önlenmesine ilişkin etkili bir izleme ve önleme mekanizmasının olmaması

Eğitim ve öğretim analizi sonucu bölgesel farklılıkların bulunması
Bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlere katılımın düşük olması
Haftalık ders saatlerinin ve zorunlu derslerin öğrencilerin gelişim düzeylerine uygunluğuna ilişkin sorunların olması
Yabancı dil eğitiminin tür ve ihtiyaca göre belirlenmemiş olması
Ücretli öğretmen uygulaması
İlköğretimde çocukların düşünsel, duygusal ve fiziksel becerilerini geliştirecek ortamların istenilen düzeyde olmaması
Seçmeli derslerin öğrencilerin ilgi ve yeteneklerinden çok öğretmen durumuna göre belirlenmesi
Açık liselerdeki zorunlu eğitim çağındaki öğrenci sayısının artması ve kurumsal rehberlik süreçlerinin yeterince ayrışmaması
Çalışanların motivasyon ve örgütsel bağlılık düzeylerinin düşük olması ve ödül - ceza sisteminin yetersizliği
İnsan kaynaklarının/entelektüel sermayenin niteliği ve yeterliliğinin istenilen düzeyde olmaması
Yönetim süreçlerinde iletişimin dikey yönlü olması
Örgütsel öğrenme, bilgi paylaşımı ve birimler arası koordinasyon düzeyinin düşük olması
Paydaş Yönetim Stratejisi bulunmaması ve uygulama düzeyinin yetersizliği
Öğretmenlerin bazı bölgelerde daha uzun süreli çalışmasını sağlayacak teşvik edici mekanizmaların kurulmamış olması
Derslik başına düşen öğrenci sayısında bölgesel farklılıklar ve ikili eğitim uygulamalarının olması
Veriye dayalı politika geliştirme ve bütünleşik bir veri sisteminin istenilen düzeyde olmaması
Mesleki ve teknik eğitimde ölçme değerlendirme sisteminin modüler eğitime (öğrenme çıktılarına) yönelik olmaması
Öğretmenler için motive edici bir kariyer sisteminin olmaması
Bireylerin özelliklerini ön plana çıkaran öğretim programlarının yeterlilik düzeyi
Sözleşmeli ve kadrolu öğretmen grupları arasındaki özlük farkları
Yetkilerin merkezde toplanmış olması ve taşra teşkilatının yetki sınırlılığı
Ölçme ve değerlendirme sisteminin yetersiz olması

Yukarıda yer alan zayıflıkların belirtildiği raporda yeni bakanımız Sayın Mahmut Özer’in de imzası bulunuyor.

Kaynak

Faaliyet raporu (meb.gov.tr)

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Alparslan Dartan İstanbul PDR Şube Başkanı

23.Eyl.2021

Normal iyidir, Normalleşmek de…

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanıİkibinyirmibir yılının dokuzuncu ayının altıncı günü yani içerisinde bulunduğumuz bu ay okul çağında bulunan yaklaşık ondokuzmilyon öğrenci ve...

29.Ağu.2021

Milli Eğitim bir mutabakat işidir, ortak payda işidir... Olmadıkça!

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı AK Parti, 3 Kasım 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında katıldığı ilk genel seçimlerde yüzde 34,28 oy oranıyla...

24.Tem.2021

Eğitimde sınavların gölgesi, okulların bugünü ve geleceği

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Bugünün değil belki ama geleceğin okulu bugünkünden farklı olmalı. Ama bu nasıl olmalı? Değişimin hızlı, üretilenlerin çabuk tüketildiği,...

18.Haz.2021

Telafide ben de varım! Ama nasıl?

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Siz Telafide var mısınız? Türkiye’nin eğitimde telafide yol haritası var mı? Bence hem var hem de yok, telafi...

25.May.2021

Ruh sağlığını korumak mı? Sınav başarısını kovalamak mı?

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Bir eğitimci, okul yöneticisi, psikolojik danışman ve bir baba olarak bu sorunun bana özel kişiselleştirilmiş cevabı olarak önceliğim...

17.Mar.2021

“Salgın Sınıfı” ve Eğitimde Fırsat Eşitliği

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Covid 19 pandemisi nedeniyle zorlu bir yılı geride bırakmaya hazırlanan eğitim dünyası, geleceğe umutla bakabilmeyi istiyor. Bu hastalığın...

19.Şub.2021

Pandemi Döneminde okullar, öğrenciler ve veliler

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Toplumun hemen her kesiminin eğitim ve eğitim sistemi ile ilgili kendine özgü bir görüşü bulunuyor, 83 Milyon nüfuslu...

23.Oca.2021

2021'de eğitimde ne yaşadık ne öğrendik?

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı "Umut tuz gibidir, insanı doyurmaz ama ekmeğe tat verir..." Hayat = okuldur derken inandığımız bu gerçeğin altını doldurmak gerekiyor....

23.Ara.2020

2019 ve 2020 MEB İdare Faaliyet Raporu

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı * Öğretmenlik mesleğinin toplumsal statüsü güçlendirilecektir. * Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılacaktır.  Belirli tarihler, zaman dilimleri vardır sizi üzen ya da...

06.Eki.2020

Özel Okulların Dünü, Bugünü; Mevcut Durum

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı YOK… YOK... YOK… YOK … YOK... YOK!!! Okul yok, bina yok, sınıf yok, kantin yok, yemekhane yok, oyun yok,...

22.Ağu.2020

MAHALLE BASKISI!

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Okulun taşıdığı anlam, ifade ettiği değer tanımından çok daha büyüktür.  Artı Eğitimin Temmuz sayısında yer alan “okulların açılmasını hem...

04.Ağu.2020

Okulların açılmasını hem isterim hem istemem

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Okulların açılması kararı sonrası “Hem İsterim Hem İstemem”, yaklaşımına örnek olan yaklaşma-kaçınma duygusunu yaşıyoruz toplum olarak. Bir yandan...

24.Haz.2020

Eğitimin Sıcak Gündemi

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı İçinde bulunduğumuz Haziran ayı toplumun çok büyük bir kesimini doğrudan ilgilendiren gelişmelerle dolu bir ay olma özelliğini taşıyor....

27.May.2020

“Yeni Normal”de Eğitim

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı Yüz Yüze Eğitim, Okullar Arasındaki Nitelik Farkının Azaltılması, Okul Öncesi Eğitimin Zorunlu Olması, Sınavların kaldırılması, Lise Eğitimi, Müfredat,...

24.Nis.2020

Okulu eve taşıyan veliyi de öğretmen yapan zorunluluk; KoRoNa ViRüS

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 11 Mart 2020 Çarşamba günü koronavirüsü pandemik bir hastalık olarak ilan ettiğinde aynı gün...

18.Mar.2020

Kadınların “hane/ev”e itilmişlikleri ve varoluş mücadeleleri

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı   Ünlü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, ''Üç Maymun'' isimli filmiyle 61'inci Cannes Film Festivali'nde en iyi yönetmen ödülünü aldığında yaptığı teşekkür...

20.Şub.2020

Okullarda Veli İlişkileri Yönetimi nasıl uygulanmalı?

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı  Toplumun hemen her kesiminin eğitim ve eğitim sistemi ile ilgili kendine özgü bir görüşü bulunuyor, 82 milyon nüfuslu...

16.Ara.2019

Görmeyen, duymayan, konuşmayan kalmadı, MEB hariç

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı  Perşembenin Gelişi Çarşambadan Bellidir; Kriz Kendisi de özel okul sahibi olan Milli Eğitim Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk’un...

04.Ara.2019

Dünden Bugüne Öğretmen Yetiştirme ve Toplumsal Algı

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı  Bugün üniversiteye öğrenci yerleştirme sistemine göre adayların yaptıkları tercih sıralamaları taşıdıkları anlam bakımından oldukça önemlidir. Bir yükseköğretim programı...

21.Eki.2019

AKP’nin eğitim yolculuğunda dönüm noktaları

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı  15 yıla sığan gözlemler; 7 Milli Eğitim Bakanı, bugün bakanlık koltuğunda oturan Prof. Dr. Ziya Selçuk’un da aralarında...

Alparslan Dartan Rehberlik Koor.

Alparslan Dartan İstanbul PDR Şube Başkanı


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.