banner

Yükseköğretimin Nicelik değil Nitelik sorunu var!




Alpaslan Dartan - PDR Uzmanı / Eğitim Yöneticisi

alpaslan_dartanYükseköğretim Kurulu’nun Yükseköğretim Kurumları Sınavına (YKS) ilişkin aldığı TYT ve AYT baraj puanları uygulamasının kaldırılması son yıllarda yapılan değişikliklerle birlikte ele alındığında nitelikli ve sürdürülebilir bir yükseköğretim hayaline yeni bir darbedir.

Eğitimin girdisi ile çıktısı arasındaki farklar ile hedeflenen ile gerçekleşen arasındaki uçurumlar, eğitimin nihai hedeflerini sınavlar yolu ile giderme yanlışlığından kaynaklanıyor. Sınavlara endeksli bir eğitim anlayışıyla, sınavlar için koyduğumuz ölçütleri sürekli değiştirmekle eğitimin niteliğini artırmanın mümkün olmadığını bundan önceki tüm ulusal ya da uluslararası sınavlarda öğrencilerimizin aldıkları sonuçlarla test ettik deneyimledik.

Bugüne kadar kariyer sahibi olmanın yolunun bir üniversite okumaktan geçtiği düşünüldü hep. Oysa üniversiteler ile iş yaşamı arasındaki bağ çoğu zaman hiç örtüşmedi. Hayat başarısı ile sınav başarısı arasında sıkışmışlık da eğitimin genel bir problemi oldu maalesef. Ne üniversiteler kendilerine gelen öğrencileri ne de mezun ettikleri öğrencilerden memnun oldu, ne de iş dünyası beklentilerini karşılayacak nitelikli insan gücünü bulduğunu düşündü.

Bu kısır döngünün kırıldığı an muhtemeldir ki eğitim devriminin gerçekleştiği zaman olacaktır. Eğitimin nicel verilerinden çok niteliği üzerine yoğunlaşabilirsek, 20-25 yıldır yaptığımız gibi sınavlar üzerinde oynamalar yaparak eğitim sistemimizi geliştirmeye çalışmazsak olacak işlerdir bunlar. Yaşam varken umut da vardır elbet, ama yükseköğretim sistemindeki gelişmeler maalesef umutların tükenmesine neden oluyor. Tüm seviyelerde okullar arasındaki nicelik ve nitelik farklılıkları ortadan kaldırılmadıkça, öğretmen yetiştirme politikaları değiştirilmedikçe ve ezbere dayalı eğitim modelinden uzaklaşmadıkça lise ve üniversite önünde bekleyen yığınları azaltmak asla mümkün olmayacaktır.

ÖSYM’nin web sayfasında kendi kuruluş tarihçesine ilişkin bilgi notuna baktığınızda amacının, ulusal ölçekte yıllık ortalama 10 milyonun üzerinde adaya (bunun yaklaşık 2,5-3 milyonu YKS’yegiren adaylardır) uyguladığı sınavlarda geçerli, güvenilir ve adil ölçme, seçme ve yerleştirme yaptığı yazmaktadır. Ülkemizde tek bir elden yürütülen Yükseköğretim Kurumları Sınavı uygulamasının tarihçesine bakıldığında ise lise mezunları ile üniversitelerin kontenjanları arasındaki arz talep dengesinin bozulmaya başlamasından sonra ÖSYM’nin kuruluş aşamasının başladığı görüyoruz. İlk orta ve yükseköğretim arasında dikey bir yapılanma ve ülke ihtiyaçları ile doğrusal olmayan insan gücü planlamaları yükseköğretimde bugün karşımıza çıkan sorunların ana kaynağını oluşturuyor. Aslında bu dengenin bozulmasıyla nitelikli eğitimden de yavaş yavaş uzaklaşılıyor.

Üniversiteler, 1960'lı yıllara gelinceye kadar lise mezunlarının ancak bir kısmını sınavsız olarak kabul edebilmiş, daha sonraki yıllarda ise kontenjanlarını aşan bir taleple karşılaşıldığından fakülteler seçme işini ya başvuru sırasına göre ihtiyaç kadar adayı kabul ederek, ya da tüm başvuranları lise bitirme derecesine göre sıralayarak alma yoluna gitmişlerdir.

Lise mezunlarının artması ve lise dengi okul mezunlarına da yükseköğretime başvuru hakkı verilmesiyle birlikte, 1960'lı yıllardan itibaren bazı üniversiteler önce kendileri için giriş sınavları düzenlemeye başlamış; sonrasında ise bazı üniversiteler birlikte hareket etme yoluna gitmiştir.Üniversitelerarası Kurul da 1974 yılında üniversiteye giriş sınavlarının tek merkezden yapılmasına karar vererek 19 Kasım 1974 tarihinde bugünkü adıyla Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezini (ÖSYM) kurmuştur.

YÖK ve alt kuruluşu olan ÖSYM bu tarihler arasında zaman zaman tek, zaman zaman da çift basamaklı sınavlarla ve her iktidarın kendi ölçeğinde hazırladığı yenilenme hareketlerinden de etkilenereküniversite adaylarının kaderini belirleyen bir rol üstlenmiştir. YÖK yakın zamanda yaptığı son değişikliklerle öğrencilerin kaderini etkilemeye devam etmiştir, elbette bu değişikliklerin niteliğe katkısı olduğunu söylemek de pek mümkün değildir.

Yeni değişikliklerle beraber 2022 yılında sınavda geçerli olmak üzere “TYT sınavındaki süre 30 dakika arttırılarak 165 dakikaya, 135 dakika olan TYT’nin süresi ise 30 dakika arttırılarak 165 dakikaya çıkarılmıştır. Son yıllarda yeni nesil soruların ağırlıkta sorulmaya başlandığı üniversite sınavlarında özellikle iyi öğrencilerin bile zaman sorunu yaşadığı ilk basamak sınavı olan TYT’de sürenin uzaması genel olarak iyi olmuştur.

Ancak üst grup olan ilk 10 binde yer alabilecek öğrencilerin çok da memnun olmadıkları da bir gerçek. Ortanın üstü performans gösteren ama tüm sorulara bakamayan adayların bu üst gruba yaklaşmalarını sağlayacaktır sürenin uzaması. Diğer açıdan başarısı daha düşük öğrencilerin de zamanı iyi kullanabilirlerse önceki yıllara göre daha fazla net çıkarabilmelerinin de önü açılmıştır.

Sınavların tarihine de bakıldığında böyle önemli değişikliklerin olduğu dönemlerde sınavların zorluk derecelerinde de oynamalar olmuştur. Klasik anlamda süre uzuyorsa zorluk derecesi de artabilir de denebilir, adayların buna da dikkat etmesi önemlidir.YÖK değişiklikleri içerisinde en can alıcı vuruşu ise baraj puanlarını kaldırarak yapmıştır. Yani bu tür sınavların ilk uygulandığı 1974 ten beri var olan baraj uygulamasını da kaldırılmıştır.

Geçen yıl yapılan YKS ’ye yaklaşık 2.6 milyon aday başvurmuş bunların yaklaşık 700 bini baraj puanlarını geçemedikleri için ön lisans ve lisans tercihi yapamamıştı. Bu yıl bu değişikliklerin etkisiyle YKS’ye 2.8 ile 3 milyon arasında bir adayın başvuruda bulunması bekleniyor. Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık, Hukuk, Mühendislik, Mimarlık ve Öğretmenlik programlarında uygulanan başarı sırası koşulu devam ediyor olmasına rağmen geçen yıl çok sayıda adayın baraj altında kalması devlet ve vakıf üniversitelerinde çok sayıda kontenjanın boş kalmasına neden olmuştu, bu değişiklikler ile bu boş kalan kontenjanların doldurulabilmesinin önü açılmıştır.

Dünyada eğitimin kalitesi, mezunların istihdam edilmesi, öğretim kadrosunun kalitesi, araştırma sayısı, önde gelen bilimsel dergilerde yayınlanan makalelerin sayısı, etkili dergilerde yayınlanan makale sayısı, üniversite öğretim üyelerinin atıf yapılan makale sayısı gibi niteliklerle ölçülür.

Niteliğe yön veren buna benzer pek çok gelişmenin üniversitelerimizin bir çoğunda olmadığını görüyoruz. Dünyada ilk 500 ya da ilk 1000 üniversite arasında yer alan üniversitelerimizin sayısı da bunu gösteriyor. Türk üniversitelerinin üst sıralarda yer alamamasının altında yatan birçok yapısal neden bulunuyor. Bunlar arasında üniversitelerin YÖK aracılığıyla tek elden ve merkezden yönlendirilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğü sorunu, bilimsel ve finansal özerkliğin bulunmaması gibi nedenler sayılabilir.

Her ilde bir üniversite ya da her ilçede bir yüksekokul niteliğin önündeki en büyük engeldir.

Kaynakça
Hakkında (osym.gov.tr)

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Alparslan Dartan İstanbul PDR Şube Başkanı

25.May.2022

Eğitimde Demokratik ve Katılımcı Bir Yönetim

Alpaslan Dartan – Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Günümüzde teknolojik gelişmelere ve dijitalleşen dünya düzenine rağmen eğitim ve öğretim faaliyetleri ve eğitim liderliği etkileşim ve psikolojiye...

06.May.2022

Dondurulmuş gençliğin YKS Sınavı

Alpaslan Dartan - PDR Uzmanı / Eğitim Yöneticisi artı eğitim dergisinin bundan önceki sayısında eğitimin gündemini oluşturan Yükseköğretim Kurulu’nun Yükseköğretim Kurumları Sınavına (YKS) ilişkin aldığı TYT...

14.Mar.2022

Yükseköğretimin Nicelik değil Nitelik sorunu var!

Alpaslan Dartan - PDR Uzmanı / Eğitim Yöneticisi Yükseköğretim Kurulu’nun Yükseköğretim Kurumları Sınavına (YKS) ilişkin aldığı TYT ve AYT baraj puanları uygulamasının kaldırılması son yıllarda yapılan...

25.Şub.2022

Eğitimde Yönetim ve İletişim Becerilerinin Önemi

Alpaslan Dartan – Eğitim Yöneticisi / PDR Danışmanı  Eğitim alanında iç içe geçmiş sorunlar yumağı içerisinde uzun zamandır eğitimin yönetimi konusunda belirli aralıklarla kendi gözlemlerimi notlar...

21.Eki.2021

Eğitim sektörü kaliteyi artırmanın yolunu bulmalı

 Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı artı eğitim Dergisinin Ekim sayısının konusu eğitim sektöründe büyüme dönemine girilmesi, sektörde pandemi döneminde yaşanan daralmanın nasıl aşılmaya...

23.Eyl.2021

Normal iyidir, Normalleşmek de…

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanıİkibinyirmibir yılının dokuzuncu ayının altıncı günü yani içerisinde bulunduğumuz bu ay okul çağında bulunan yaklaşık ondokuzmilyon öğrenci ve...

29.Ağu.2021

Milli Eğitim bir mutabakat işidir, ortak payda işidir... Olmadıkça!

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı AK Parti, 3 Kasım 2002 yılında Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında katıldığı ilk genel seçimlerde yüzde 34,28 oy oranıyla...

24.Tem.2021

Eğitimde sınavların gölgesi, okulların bugünü ve geleceği

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Bugünün değil belki ama geleceğin okulu bugünkünden farklı olmalı. Ama bu nasıl olmalı? Değişimin hızlı, üretilenlerin çabuk tüketildiği,...

18.Haz.2021

Telafide ben de varım! Ama nasıl?

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Siz Telafide var mısınız? Türkiye’nin eğitimde telafide yol haritası var mı? Bence hem var hem de yok, telafi...

25.May.2021

Ruh sağlığını korumak mı? Sınav başarısını kovalamak mı?

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Bir eğitimci, okul yöneticisi, psikolojik danışman ve bir baba olarak bu sorunun bana özel kişiselleştirilmiş cevabı olarak önceliğim...

17.Mar.2021

“Salgın Sınıfı” ve Eğitimde Fırsat Eşitliği

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Covid 19 pandemisi nedeniyle zorlu bir yılı geride bırakmaya hazırlanan eğitim dünyası, geleceğe umutla bakabilmeyi istiyor. Bu hastalığın...

19.Şub.2021

Pandemi Döneminde okullar, öğrenciler ve veliler

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Toplumun hemen her kesiminin eğitim ve eğitim sistemi ile ilgili kendine özgü bir görüşü bulunuyor, 83 Milyon nüfuslu...

23.Oca.2021

2021'de eğitimde ne yaşadık ne öğrendik?

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı "Umut tuz gibidir, insanı doyurmaz ama ekmeğe tat verir..." Hayat = okuldur derken inandığımız bu gerçeğin altını doldurmak gerekiyor....

23.Ara.2020

2019 ve 2020 MEB İdare Faaliyet Raporu

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı * Öğretmenlik mesleğinin toplumsal statüsü güçlendirilecektir. * Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılacaktır.  Belirli tarihler, zaman dilimleri vardır sizi üzen ya da...

06.Eki.2020

Özel Okulların Dünü, Bugünü; Mevcut Durum

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı YOK… YOK... YOK… YOK … YOK... YOK!!! Okul yok, bina yok, sınıf yok, kantin yok, yemekhane yok, oyun yok,...

22.Ağu.2020

MAHALLE BASKISI!

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Okulun taşıdığı anlam, ifade ettiği değer tanımından çok daha büyüktür.  Artı Eğitimin Temmuz sayısında yer alan “okulların açılmasını hem...

04.Ağu.2020

Okulların açılmasını hem isterim hem istemem

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı Okulların açılması kararı sonrası “Hem İsterim Hem İstemem”, yaklaşımına örnek olan yaklaşma-kaçınma duygusunu yaşıyoruz toplum olarak. Bir yandan...

24.Haz.2020

Eğitimin Sıcak Gündemi

Alpaslan Dartan - Eğitim Yöneticisi / PDR Uzmanı İçinde bulunduğumuz Haziran ayı toplumun çok büyük bir kesimini doğrudan ilgilendiren gelişmelerle dolu bir ay olma özelliğini taşıyor....

27.May.2020

“Yeni Normal”de Eğitim

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı Yüz Yüze Eğitim, Okullar Arasındaki Nitelik Farkının Azaltılması, Okul Öncesi Eğitimin Zorunlu Olması, Sınavların kaldırılması, Lise Eğitimi, Müfredat,...

24.Nis.2020

Okulu eve taşıyan veliyi de öğretmen yapan zorunluluk; KoRoNa ViRüS

Alpaslan Dartan / Eğitim Danışmanı – PDR uzmanı    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 11 Mart 2020 Çarşamba günü koronavirüsü pandemik bir hastalık olarak ilan ettiğinde aynı gün...

Alparslan Dartan Rehberlik Koor.

Alparslan Dartan İstanbul PDR Şube Başkanı


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.