banner
banner
banner

Piyasacı eğitim!




Hürriyet Gazetesi Yazarı Taha Akyol’un eğitim üzerine yazısı.

CUMHURBAŞKANI Gül, Giresun Üniversitesi Rektörlüğü’ne Prof. Aygün Attar’ı atadı. Rektörlerin seçimle belirlenmesine de atamayla getirilmesine de karşıyım ama bugünkü sistem böyle ve bu çerçevede Prof. Attar’ın atanmasını çok olumlu buluyorum.

Prof. Aygün Attar’dan biraz bahsetmek isterim. Azerbaycanlıdır. Akademik kariyerini Moskova’da Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi’nde yapmıştır. Rus arşiv belgelerine dayalı olarak Ermeni meselesine ilişkin araştırmaları vardır. Prof. Attar’ın “İran’ın Etnik Yapısı” adlı kitabı, Newsweek tarafından “Ortadoğu sorunlarını anlamak için okunması gerekli kitaplar” arasında tavsiye edilmiştir.

Prof. Attar’ın Anadolu’nun etnik tarihi üzerinde de değerli bir bilimsel tebliğinin olduğunu belirtmeliyim. Bunun için “Osmanlılar Döneminde Diyarbakır” adlı uluslararası sempozyum yayınına bakılabilir. Milliyet’te de bu konuda bir yazı yazmıştım (16 Ekim 2008). Aygün Hanım’ın rektör olmasının Türkiye-Azerbaycan kaynaşması bakımından da iyi bir örnek oluşturacağına inanıyorum.

Kutlarım, başarılar dilerim.

Sovyetler’de bilim

Dün KESK ve bazı eğitim sendikalarının 3x4 yasasına karşı protesto eylemleri vardı. TKP gibi bazı marjinal sol gruplar da katıldı. Benim ilgimi çeken tek slogan “piyasacı eğitime hayır”dı.

Bilginin, yaratıcılığın, teknolojinin ekonomide temel motor haline geldiği bir çağda 1970’ler solculuğu türünde bir anlayış!

“Piyasa”nın yok edildiği Sovyetler’de akademik ve teknik bilgi birikimi Avrupa’nın önündeydi. Yüz bin nüfusa düşen üniversite öğrenci sayısı Sovyetler’de 1674 iken Almanya ve Fransa’da 1000 civarındaydı! On bin çalışan nüfusa düşen teknik araştırmacı sayısı Sovyetler’de 80, Almanya’da 53’tü!

Fakat Sovyetler’de bilim ve araştırma, resmi kurumların içinde kalıyor, piyasa mekanizması olmadığı için ekonomik ve sosyal hayata intikal etmiyordu. Sovyetler bilimsizlikten değil piyasasızlıktan çöktü.

Piyasa ve eğitim

Prof. Erdoğan Teziç’in başkanlığı döneminde YÖK’te düzenlenen uluslararası bilimsel toplantı sonunda bir Strateji Raporu hazırlanmıştı. Bugün de değerini koruyan rapora göre, çağımızda en başarılı dünya üniversitelerinin özellikleri piyasa ile yakın ilişki kurarak kaynak yaratmalarıdır!.. Rektörlerin seçimle de değil, YÖK ve Cumhurbaşkanı gibi bir üst makam tarafından atamayla da değil, mütevelli heyet sistemiyle belirlenmesidir!.. Üniversitelerde çeşitlenmenin ve özerkliğin gelişmesidir!.. Dünyada yükselen model “girişimci üniversite” modelidir...

Dolaşın Anadolu’yu, rektörün “girişimci” olduğu ve “Anadolu kaplanları” ile bağlantı kurabildiği yerlerde üniversiteler gelişmektedir.

Cumhurbaşkanı Gül, defalarca, bizdeki YÖK sisteminin değişmesi gerektiğini belirtti. Son rektörler toplantısında da rektörleri YÖK reformu için öneriler sunmaya çağırdı.

Gerçekten bizdeki üniversite sistemi hem “seçim” hem “atama” gibi iki negatif faktörü birden içermektedir! Üniversiteler YÖK’e karşı özerk değildir...

2023 yılında “dünyanın 10. büyük ekonomisi” olmak istiyorsak, sokak sloganlarının aksine, piyasanın dinamizmiyle öğretimin her kademesi arasındaki bağlantıları geliştirmek gerekir.

(Taha Akyol-hürriyet)

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.