banner
banner
banner

Yüz yüze eğitim için kararlı olmalıyız




Okul ve kursları ile özel kurumların tamamına yakınının tam zamanlı olarak hemen her şartta yüz yüze eğitime hazır olduğunu belirten Doğru Cevap Eğitim Kurumları CEO’su, Eğitimci – Sosyolog Hami Koç, “Okullar, pandeminin en kolay kontrol edilebileceği alanlar aslında. Bakanlık tarafından verilen talimatlar doğrultusunda sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamının oluşması çok zor değil. Yeter ki biz millet olarak eğitimin sekteye uğraması halinde oluşacak olumsuzluklar noktasında hem fikir olalım.” diye konuştu.

 

hami_kocKesintisiz yüz yüze eğitim için hangi tedbirler alınmalı?

Bu konu elbette daha çok ülke genelindeki duruma bağlı. Eğer vaka sayıları artmaya devam ederse ve yine geçen sene eylül ayında yaşanan sayılara yaklaşırsa kısmi de olsa uzaktan eğitim çözümleri yine devreye girebilir. Bu konu aslında bir eğitim meselesi değil, sağlık meselesi. Ama sonuçta eğitim de bundan etkileniyor. Aşı konusunda halkımızın bilinçlenmesi ve gereksiz aşı karşıtı kampanyaların artık sona ermesi lazım. Çünkü özellikle sosyal medyadan etkilenen birçok insan aşı olmuyor. Hükümetin onca gayretine rağmen aşılanma oranları Eylül ayına kadar istenen seviyeye gelmezse, okulların yüz yüze eğitime başlaması da sekteye uğrayabilir. Bu yüzden en önemli gündemimiz aşı olmalı. Sonrasında zaten çok aşina olduğumuz maske, mesafe ve hijyen konularına özen gösterilmeli. Bu noktada kanaat önderlerinin aşı konusunda yaptığı farkındalık çalışmalarını çok önemsiyorum. Ama maalesef yeterli değil. Bütün bunlara rağmen, fevkalade menfi bir tablo haricinde ülke genelinde yüz yüze eğitim konusunda kararlı bir uygulama içinde olmalıyız.


KRİZİ OKULLARI KAPALI TUTARAK YÖNETEMEYİZ
MEB ve okullar kriz yönetimine hazır mı?

Ben bakanlığın yeni öğretim yılı için hazırlıklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü ciddi bir tecrübe edindiler. Okulların da krize karşı daha hazırlıklı olduklarını söyleyebilirim. Ama ne kadar hazır olursak olalım, önemli olan vaka sayıları. Vakalar yüksek olursa, okullar açılsa bile birçok ebeveyn çocuklarını okula gönderme konusunda tereddüt yaşayacaktır. Bu noktada yine sosyal medyanın rolü önemli. Çünkü okullar kapandığında “Okullar açılmalı” diye yaygara kopuyor. Açıldığında ise “Canımız tehlikede” diye millet feveran ediliyor. Halbuki dünya genelinde okulların uygulamalarını birçok farklı platformda dile getirdim. Okullar, pandeminin en kolay kontrol edilebileceği alanlar aslında. Bakanlık tarafından verilen talimatlar doğrultusunda sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamının oluşması çok zor değil. Yeter ki biz millet olarak eğitimin sekteye uğraması halinde oluşacak olumsuzluklar noktasında hem fikir olalım.


UZAKTAN EĞİTİM ARTIK İSTENMİYOR

Pandemi nedeniyle oluşacak olumsuzluklar için hangi senaryolar hayata geçirilecek?

Geçen senelerde EBA TV zaten içeriklerini hazır hale getirdi. Ayrıca uzaktan eğitim altyapısı da hem resmi okullar hem de özel okullar için artık bir mesele olmaktan çıktı. Benim ümidim uzaktan eğitime hiç ihtiyaç duymadan yüz yüze eğitime geçmek. Ama gidişat umduğumuz gibi olmazsa, yine hibrit model devreye girebilir. Okulda yoğunluğu engelleyecek ama öğretim programlarının da eksiksiz olarak uygulanmasını sağlayacak sistem hazır. Ama asıl meselemiz şu; hem öğretmenler hem de öğrenciler artık uzaktan eğitim istemiyorlar. Ekran karşısında çok iyi bir imtihan vermiş olsak da sonuçların yüz yüze eğitimle kıyaslanamayacağını artık herkes çok iyi biliyor. Çocuklar artık ekranlarla değil akranlarıyla birlikte olmak istiyorlar. Eğitim gönül işidir ve insan odaklıdır. İnsanla insanın arasına makine girdiği anda süreç mekanikleşiyor. Hiç kimse yaşlandığında Youtube’da dersini seyrettiği bir öğretmeni hatırlayarak duygulanmaz. Çünkü ekran iletişimi duygulara hitap etmez. Ama kısmi kapanma kararı verilirse geçen senelerden farklı bazı senaryolar üzerine düşünülebilir. Özellikle birinci sınıflar ve sınav hazırlık grupları yine ayrıcalıklı tutulmalı mesela. Ayrıca bütün ülke genelinde ortak bir kararı uygulamaktansa, bölgelerin özelliklerine göre yerel kararlar alınmalı ve uygulanmalı. 1000 kişilik kontenjanı olduğu halde 500 öğrenciyle eğitim öğretim faaliyetini devam ettiren bir okulla, tam kapasite çalışan okullar aynı uygulama kapsamına alınamaz. Çünkü fiziki alan açısından büyük imkanlara sahip olan okullar, pandemi kurallarını çok etkin bir şekilde uygulayabilirler. Bu yüzden yeni öğretim yılında yerel karar mekanizmalarının devreye alınmasını çok önemsiyorum. 


EĞİTİM TURİZMDEN ÇOK DAHA ÖNEMLİ

MEB ve eğitim dünyası kesintisiz yüz yüze eğitim için hangi ortak adımları atmalı?

En önemli konu farkındalık. Virüsün bir süre daha bizimle birlikte olacağını artık biliyoruz. Bu yüzden yapılması gereken şey öncelikle herkesin aşılanmasını sağlamak. Aşı çalışmaları hız kazanınca zaten toplumun genelinde bir rahatlama olacak ve bu da okulların açılma durumunu etkileyecek. Geçen sene yılın büyük bölümünde anaokullarında yüz yüze eğitim yapıldı ve bu okullarda vakaları tetikleyen bir gelişme olmadığı görüldü. Bunun millete iyi anlatılması lazım. Bunun için de Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ortak toplantılar düzenlemeli ve ellerindeki bulguları açıklamalılar. Eğitim, ülkenin geleceği açısından turizmden çok daha önemli. Bunu herkes biliyor ama iş uygulamaya gelince önce okullar kapatılıyor. Bu konuyla ilgili bir zihniyet dönüşümü şart! Sosyal medyada maalesef birçok konu manipüle ediliyor ve insanların düşüncelerinde ciddi sapmalar oluşabiliyor. Ancak eğitimi bu tartışmaların odağına getirmek çok yanlış! Eğitim gündelik telaşlardan, siyasetten veya çıkar odaklarının menfaat beklentilerinden uzak bir noktaya konumlanmalı. Eğitim geleceğimiz için çok önemli diyoruz ama gerekli gereksiz onlarca gündemin arasında eğitimi maalesef harcıyoruz. Çocuklarımızın bu en verimli çağları bir daha gelmeyecek ve telafi fırsatı olmayacak. O yüzden okullar açılmalı ve açık kalması için de toplumsal bir mutabakat sağlanmalı. Eğer toplumsal düzeyde bir farkındalık sağlanırsa, yetkili makamların bu konuda olumlu kararlar vereceğini düşünüyorum. Yeter ki kendi çıkarlarımız uğruna insanları yanlış yönlendirmeyelim. Eğitimi ve sağlığı siyasete alet etmeyelim. Gerisi kolay!

Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’nın “Ben özellikle bu yıl okulların mutlaka açılması gerektiği kanaatindeyim.” şeklindeki ifadeleri de çok önemli. Yeni Milli Eğitim Bakanımız Sayın Mahmut Özer’in “İlk önceliğim gerekli tüm tedbirleri alarak okulları pandemi öncesindeki gibi yüz yüze eğitime hazır hale getirmektir. Artık okulları kapalı tutmak gibi bir lüksümüz yoktur.” sözleri çok önemli ve beklenen ifadelerdir.

 

Yeni eğitim – öğretim dönemi başlarken okullar akademik ve sosyal hazırlıklarını tamamladılar mı?

Okullarımız hep hazırdı. Yani pandemi döneminde de farklı senaryolara karşı hazırlıklar yapıldı. Önümüzdeki öğretim yılı için de bir problem yaşanmayacaktır. Hem öğrenciler hem de öğretmenler pandemi koşullarına hazırlıklılar ve bir bocalama yaşamayacaklar. Bundan eminiz. Eğer okullar yüz yüze eğitime devam ederlerse, akademik ve sosyal anlamda aksayan bir nokta olmayacaktır. Ama geçen sene olduğu gibi eğitim gündemini “Okullar kapanacak mı kapanmayacak mı?” sorusunun kısır döngüsüne emanet edersek, yine telafisi mümkün olmayan kayıplar oluşacaktır. Bizim eğitimle ilgili çok önemli gündemlerimiz var. Eğitim Vizyon Belgesinde yazan ve 2023 yılına kadar tamamlanması gereken birçok iş var. Artık siyasi tartışmaları bir kenara bırakıp, topyekun eğitim reformuna odaklanmalıyız. Bunun için de öncelikle eğitim öğretim faaliyetlerinin normal seyrine kavuşması lazım. 


Öğrenciler okullara hangi şartlar altında adım atacaklar?

Henüz bakanlık tarafından bu konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı. Ama tahminimiz yüz yüze eğitimin başlaması durumunda yine mesafeyle ilgili kurallar net bir şekilde açıklanacak ve uygulanacaktır. Özel okullar ve çeşitli kurslar fiziki anlamda buna zaten hazır. Resmi okulların da birçoğu hazırlar. Mesafenin gözetilemeyeceği bazı okullar için lokal çözümler uygulanabilir. Daha önce de dediğim gibi, merkezi yönetim anlayışıyla bütün ülkedeki okullara aynı pandemi kurallarını uygulamak bence kesinlikle mantıklı değil. 


Yeni dönemin eğitim modelinde hangi teknolojilerden nasıl yararlanılacak?

Uzaktan eğitim için okullar farklı çözümler buldular ve verimli bir şekilde kullandılar. Yani standart bir uygulamadan söz edemeyiz. Uzaktan eğitim olması durumunda Zoom veya Google Meet gibi uygulamalar yine yoğun bir şekilde kullanılır diye düşünüyorum. Ayrıca hafta sonu veya okul sonrası etüt programlarının veya birebirlerin de artık kademeli olarak online ortama taşınması muhtemel. Çünkü hem öğrenciler hem de öğretmenler bu konuda bir pratiklik kazandılar. Ama tamamen uzaktan eğitime geçme ihtimalini düşünmek istemiyoruz.  Bunun dışında asenkron uygulamalar da öğretim programlarına dahil edilecektir. Yani öğrencilerin evde bireysel çalışma yapabilecekleri uygulamalar önümüzdeki öğretim yılında daha sık kullanılacaktır. Ayrıca öğretmenlerimiz de öğrencileri online kaynaklara yönlendirme konusunda artık daha bilgililer. Pandemi döneminde anlık online quiz uygulamalarıyla öğrencilerinin akademik gelişimini sürekli takip eden öğretmenlerin sayısı çok arttı. Öğrenci akşam evinde otururken cep telefonuna gelen linke tıklayarak o gün öğrenilen konuların pekiştirmesini yaptılar. Önümüzdeki öğretim yılında bu uygulamaların daha yaygın bir şekilde kullanılacağını düşünüyorum. Zaten sınav hazırlık kitaplarının hemen hepsinde karekod uygulamaları var. Öğrenci çözemediği sorunun karekodunu okutarak çözüm videosunu seyredebiliyor. Yani kendini geliştirmek isteyen öğrenci için her türlü imkan mevcut. Yeter ki öğretmenler iyi yönlendirme yapsınlar ve aileler de evde bu çalışmaların yapılması için gerekli ortamı oluştursunlar. 

 

CANLI DERSLERİN BİR YOUTUBE VİDEOSUNDAN FARKI OLMALI
Öğrenme kayıpları, eksik öğrenme vb durumlar için yeni eğitim – öğretim döneminde telafi eğitimi nasıl uygulanacak?

Telafi programı için bir takvim henüz oluşturulmadı. Bu konuda okullar serbest bırakılacak ve esnek bir telafi programı uygulanacaktır diye düşünüyorum. Özel okulların ve kursların büyük çoğunluğu zaten müfredatı tamamladılar. Ve ihtiyaç kadar telafi eğitim de takvim olarak sıkıntıları yok. Resmi okullarda da çok eksik bir şey kaldığını düşünmüyorum. Ancak uzaktan eğitimin verimliliği açısından yaşanan problemler oldu elbette. Bu eksiklerin kapatılması için öğretmenlerimiz biraz daha yoğun çalışacaklardır. Bireysel ödevlendirmeler ve etüt programlarıyla bu açık kapanacaktır. Bizim en büyük endişemiz öğrencilerimizin sosyal gelişimleri ve psikolojilerinin olumsuz etkilenmemesi. Çünkü dersler bir şekilde telafi edilir ama bozulan psikolojinin telafisi maalesef çok mümkün değil. Ayrıca yeni öğretim yılında öğretmenlerin online derslerde uygulanacak metodolojiler hakkında daha çok eğitim almalılar. Çünkü uzaktan eğitimin kendine özgü bazı özellikleri var. Öğretmen sınıfta ders anlatır gibi ekran karşısında ders anlattığında, gereken etkileşim sağlanmıyor. Öğrencilerin ilgisini çekmek ve katılımı artırmak için mutlaka Web 2.0 araçları kullanılmalı. Ayrıca öğretmenler öğrencilerin ilgisini çekecek materyalleri hazırlayıp online derslerde kullanmalılar. Bu hazırlıklar yapılmadığı zaman, canlı derslerin bir Youtube videosundan bir farkı kalmıyor. 


Servis-yemek vb lojistik konularda nasıl bir hizmet sunulacak?

Ülke gündemine çok sık gelmese de bu dönemde servis ve yemek şirketleri ciddi şekilde mağdur oldular. Onlar da yeni dönemde artık yüz yüze eğitime geçilmesini bekliyorlar. Böylece onlar da normal düzenlerine kavuşmuş olacaklar. Bu konu yine vakaların durumuyla ilgili aslında. Eylül ayında vakalarda anormal bir artış olmazsa, iki yıl önceki halimize geri dönmüş olacağız. Yani servis ve yemek hizmetleri kaldığı yerden devam edecek. Ama uzaktan eğitim alternatifleri düşünülmeye başlanırsa, yine sıkıntılar yaşanacaktır. Ve maalesef servis ve yemek konusunda yaşanan sıkıntıları çözmek için net bir yöntem yok. Okul kapandığı anda her iki hizmet de durmak zorunda ve bu da sektörü çok zor durumda bırakıyor. Eğitim kurumlarının en önemli paydaşları arasında olan servis ve yemek hizmetlerini veren firmaların yeni öğretim yılında rahatlayacaklarına inanıyorum. 
 

YENİ DÖNEMİN PROGRAMLARI NASIL OLUŞTURULDU?

Yeni dönemin programında herhangi bir değişiklik yok. Akademik takvim ve öğretim planları aynı olacaktır. Ancak sosyal etkinliklerle ilgili yeni düzenlemeler olacaktır. İl içi ve dışı gezilere bir süre daha izin verileceğini düşünmüyorum. Ayrıca okul içinde öğrencilerin bir arada olmasını gerektiren toplu etkinlikler de bu sene eskisi gibi yapılmayacak veya belirlenen kurallar doğrultusunda daha kısıtlı bir şekilde yapılacaktır. Burada önemli olan akademik programın aksamaması ve çocukların okulda akranlarıyla birlikte olmaları. Yani okulun havasını teneffüs etmeleri çok önemli. Evde kalan çocukların gördükleri zarar akademik programla kısıtlı değil. Psikolojik anlamda birçok problem yaşanıyor ve bu problemlerin bir çoğu ülke gündemine pek yansımıyor. Velilerle görüştüğünüzde, öğrencileri dinlediğinizde bu problemlerin farkına varıyorsunuz. 

 

“Krizi, okulları kapalı tutarak yönetemeyiz. Kriz yönetimi, okulları nasıl açık tutacağımızla ilgili alacağımız tedbirleri geliştirerek ve ciddi bir şekilde uygulayarak olur. Ayrıca net bir şekilde ifade etmek isterim, özel kurumlar Okulları ve Kursları ile tamamına yakını tam zamanlı olarak hemen her şartta yüz yüze eğitime hazırdır. Tedbir akma konusunda sürati intikal problemi yaşamazlar.”

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.