banner
banner
banner

Kanal D Haber Direktörü Sarılar öğrencilere haberciliği anlattı




İstanbul Aydın Üniversitesi’nde ‘Medya Günleri’ konulu konferansa katılan Kanal D Haber Direktörü Süleyman Sarılar, “Türkiye’de özel sektörün ağırlıklı olduğu bir medyada hayal ettiğimiz haberciliği yapamıyoruz, kimse yapamıyor, siz de yapamayacaksınız,” dedi.

İstanbul Aydın Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünün düzenlediği “Medya Günleri” konulu konferansta konuşan Kanal D Haber Direktörü Süleyman Sarılar, “Türkiye’de özel sektörün ağırlıklı olduğu bir medyada hayal ettiğimiz haberciliği yapamıyoruz, kimse yapamıyor, siz de yapamayacaksınız,” dedi.

Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünün düzenlediği “Medya Günleri” konulu konferansın konuğu Kanal D Haber Direktörü Süleyman Sarılar, öğrencilere medya deneyimlerini aktardı. Kendisinin de bir iletişim fakültesi mezunu olduğunu belirten Süleyman Sarılar, mesleğe başladığı ilk yılları şöyle anlattı:

“İstanbul İletişim Fakültesi mezunuyum. 1984 yılında Anadolu Ajansı'nın açtığı bir sınavı kazanarak mesleğe ilk adımı burada attım.  Bir yıl sonra Cumhuriyet gazetesine geçtim ve uzun yıllar Cumhuriyet'te çalıştım. Cumhuriyet gazetesinde bir dönem yaşanan aile içi kavgadan ben de etkilendim ve ekibimle birlikte ben de gazeteden ayrıldım. Daha sonraki durağım Hürriyet gazetesi oldu ve uzun yıllar Hürriyet'te çalıştım.”

Kanal D Haber Direktörü, televizyonculuğa nasıl geçtiğini şöyle paylaştı:

“Televizyonculuk kanıma işlemişti. 2000 yılında Star TV’ye Uğur Dündar ile ana haberi yapmak için gittik. Bu dönem bizim için talihsiz bir dönemdi. Star'da sekiz ay çalışabildik ve yaptığımız bir haberden dolayı patronla aramız bozuldu. Patron bizi kovmanın çeşitli yollarını aradı ve ona gerek kalmadı, bize dayatılan bir haber üzerine otuz beş kişi istifa ettik. Bunlarla birlikte çok geçmeden üç ay sonra CNN Türk'te başladım. Burada ilk işim Mehmet Ali Birand ile yaptığımız “Manşet” isimli program oldu. Daha sonra haber müdürlüğü yaptım ve 2007'de de Kanal D Haber'e geçtim, Mehmet Ali Birand ile birlikte.”

“Gerçek hayat farklı”

Üniversitelerde verilen eğitimle gerçek hayatın örtüşmediğini vurgulayan Sarılar, “Bizim üniversitelerde aldığımız eğitimle gerçek hayat hiç örtüşmüyor. Çünkü teorik bilgiler, gerçekten bu işin kurallarını koyan, bu işin etik altyapısını oluşturan bilgiler elbette, fakat bunları bir de pratiğe aktarmak gerekiyor. Üniversitelerde öğrendiklerimizle bizim gerçek hayatta, medyada karşılaştıklarımız arasında inanılmaz farklar var.  Kendi kendime 'Peki bu farklar nasıl kapatılır?' diye kafa yordum ve şu kanıya vardım: üniversitelerimizin daha sık sektörle iç içe bulunmaları gerekli,” diyerek bir haber merkezinin nasıl işlediğini öğrencilere şöyle anlattı:

“Ben on yedi yıl muhabirlik yaptığım için sokakları da çok iyi biliyorum. Gazetelerle, televizyonların örgüt şemaları farklıdır. Gazetelerde çok geniş bir ekip gazeteye girecek haberlere karar verir. Gazetelerde tartışarak karar veren bir mekanizma var. Televizyonlar böyle değil, televizyonlarda birkaç kişinin karar verdiği bir grup bulunuyor. TRT'yi bunun dışında tutuyorum, çünkü orada kadro şişkinliği var.

“Gazetelerde şöyle işliyor sistem; bir istihbarat servisi var, yani haber toplayan insanların, muhabirlerin, foto muhabirlerinin çalıştığı bir ekip var. O ekip sabah kendi istihbarat şefinin başkanlığında toplanır ve muhabirleriyle konuşarak bir gündem oluşturur. O gündem yazı işleri toplantısında tartışılır ve orada hangi haberlerin gireceğine ve hangi haberlerin hangi boyutlarına bakılacağı, gerekiyorsa ekip gönderme işleri kararlaştırılır. Sonra akşamüstü tekrar bir toplantı yapılır ve orada yazı işleri müdürleri, genel yayın yönetmeninin bilgisi dâhilinde girecek girmeyecek haberlere karar verir. Çoğunlukla da bu haberi yapan insanların o haberin nerede değerlendirileceği konusunda bir fikri olmaz. Gündeme ilişkin konular yazı işleri tarafından kaleme alınır. Televizyonlarda da benzer bir süreç işliyor ama karar vericiler çok daha az. Biz de sabah istihbarat müdürü ve haber müdürü muhabirleriyle birlikte dört beş kişiyiz. Akşamüstü bu sefer haberlerin sıralamasını yaparız, orada genellikle bir ya da iki kişinin dediği, çoğunlukla bir kişinin dediği olur ve sıraya koyarız. Yani gazeteler bu anlamda biraz daha tartışmaya açık, biraz daha demokratik bir yapısı var. Televizyonlar biraz daha despot, 'haberde demokrasi olmaz, haber faşizan bir şeydir' derler ve bütün riskleri alıp o kararı vermeniz gerekiyor.”

Kanal D Haber'in son dönemdeki haber kaynakları konusundaysa Sarılar, “Bir ırmak akıyor ve o ırmaktan siz istediklerinizi çıkarıp ekrana veriyorsunuz. Son dönemde Türkiye'deki bütün haber kanallarını git gide kurumaya başladı. Çünkü kendi kaynaklarımız vardı bizim fakat şimdi yurt haber ekiplerimizin tümünü tasfiye ettik, yurtdışı muhabirlerimiz, temsilcilerimiz vardı; onların tümünü de tasfiye ettik. Şimdi sadece Türkiye'de bazı ajansların tercihleriyle seçtiklerini biz kendimiz seçiyoruz. Yani haber ajansların seçimlerine bağlıyız,” şeklinde konuştu.

“Mesela bizim Doğan Yayın Holding'in yirmi tane yayın ilkeleri var. Onlar sizin nasıl davranacağınızı, haberde neleri tercih edeceğinizi belirler. Çoğu zaman bunların hiç birini aldırmayız. Bazı zaman da bunların hiç birine uymayan haberler de yayınlayabiliriz. Bağlı olduğunuz grubun tercihleri vardır. Onların yayın politikalarına uymak zorundasınız. Uymazsanız kimi zaman başınız belaya girer ya da oradan gidersiniz,” haber tercihlerinin nasıl belirlendiğini anlatan Kanal D Haber Müdürü, reklam bölümleriyle haber merkezlerinin ilişkileriniyse şöyle anlattı:

“Reklam servisleriyle haber merkezleri birbirilerinden nefret ederler. Çünkü onlar 'biz para kazanıyoruz siz parayı harcıyorsunuz' derler. Biz de 'üç kuruş için haberi satıyorsunuz' deriz. Karşılıklı bir nefret vardır.”

“Hayal ettiğimiz haberciliği yapamıyoruz”

“Türkiye de özel sektörün ağırlıklı olduğu bir medyada hayal ettiğimiz bir haberciliği yapamıyoruz, kimse yapamıyor, siz de yapamayacaksınız,” diyen Hüseyin Sarılar konferans sonunda öğrencilerin sorularını da yanıtladı.  Bir öğrencinin “Haberler ne kadar objektif?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Objektiflik var olan bir şeyi olduğu gibi aktarmak mı? Yoksa kimi evrensel ilkelere göre seçmek mi? Olanları kimi zaman olduğu gibi aktaramazsınız, bunun adı objektiflik değildir. Bütün insanların kabul ettiği bir süzgeçten geçirmek zorundasınız. Kanal D Haberi ele aldığımızdaysa objektif olmaya gayret ediyoruz.”

Başka bir öğrencinin “Belirli habercilik kurallarına uymayan kanallar var mı?” diye soran bir öğrencinin sorusunu Kanal D Haber Direktörü Sarılar, “Habercilik ilkelerine uymayan haberciler elbette var hem de sayısız bir şekilde var,” şeklinde cevapladı.

Sarılar, konuşması şöyle sonlandırdı:

“Biz çok açık bir şekilde yorumla haberi ayırıyoruz, hatta 'Mehmet Ali Birand yorumluyor' diye bir bölüm açtık. Orada Mehmet Ali Birand belirli konulardaki yorumlarını yapıyor. Çünkü orada söylemek istedikleri var ama bunu haberlerle karıştırmamak gerek.”

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.